BİR DENEME: COLERIDGE ve ORHAN PAMUK / Volkan Hacıoğlu

  • Paylaş:
post-title

Volkan Hacıoğlu

COLERIDGE’in İCAT ETTİĞİ ‘YAKIN OKUMA’ TEKNİĞİNİ ORHAN PAMUK'un MASUMİYET MÜZESİ ADLI ROMANINA UYGULAMA DENEMESİ

Fetişizm ve obsesyon unsurlarının ağır bastığı Masumiyet Müzesi adlı eserin sayfa aralarında Kemal ve Füsun adlı başkahramanların karakalem desenlerinin olmaması (yazarın resim geçmişi de göz önüne alındığında) merak konusu olabilir. Tuhaf bir tesadüfle halamın 70’lerin ilk yarısında doğan oğlunun ve kızının isimleri de Kemal ve Füsun idi. Fakat tesadüften ziyade yazarın o dönemde ve romanın geçtiği 1975 senesinde yaygın kullanılan isimleri bilerek seçtiği anlaşılmaktadır. Günümüzde Füsun ismi o kadar fazla kullanılmamaktadır. Ve romanda Kemal’in üzerinde bıraktığı tesire atfen ‘efsun’ çağrışımını da düşündürmektedir. Aslında Kemal ile Füsun arasında gerçek bir “Aşk” olup olmadığı da tartışılabilir.

Nasıl ki Balzac’ın Vautrin kahramanının karakalem çizimi okura karakter hakkında belirli bir fikir veriyorsa, Masumiyet Müzesi romanında bir diğer karakter olarak karşımıza çıkan Orhan Pamuk’un veya kitap hakkındaki röportajlarında her ne kadar ‘Ben Kemal değilim, Flaubert’im’ dese de onun bir tür alter-egosu olarak düşünülebilecek Kemal’in (romanın geçtiği 1975 senesinde 1952 doğumlu yazar Pamuk'la kurgusal Kemal karakteri aşağı yukarı aynı yaştadır) eliyle çizilen bir ‘Füsun figürü’ özellikle 28 numaralı ve  ‘Eşyaların Tesellisi’ alt başlıklı sahnede farklı bir atmosfer yaratabilirdi. Kemal yatağa uzanıp eşyaların tesellisi sayesinde Füsun’un hayalini kurarken hemen yanı başındaki komodinde duran bir kâğıda Füsun’un karakalem resmini hızlıca çizebilirdi. Bu resim de daha sonra hem kitabın o sayfasında hem de müzede yer alabilirdi. Böylelikle ruhsal ve bedensel ıstıraplara sebebiyet veren hayalî bir hadisenin sanat sayesinde somutlaşarak görünür hâle gelmesine tanıklık etmiş olurduk. Bu resimdeki Füsun figürü ile okurun kafasında kurduğu Füsun imgesi arasındaki fark tıpkı bir robot resim misali her defasında sahneyle birlikte değişen bir siluete sahiptir. Zira bir ressam karşısındaki modeli tuvale bire bir boyutlarıyla tam bir suret olarak aktarırken nirengi noktası o objenin mutlak gerçekliği değil, bir tür yansıma ve yanılsama olan zihnindeki imajıdır.

İkonik karakterlerin hafızalara kazınan karakalem resimlerine klâsik romanlarda daha fazla rastlıyoruz. Victor Hugo’nun Sefiller’ini okurken Cosette karakterinin bütün karakalem çizimlerini araştırdığımı hatırlıyorum. Elinde boyundan büyük süpürgeyle olan çizim en çarpıcı resimdi. Modern romanlarda karakterlerin fiziksel özelliklerinin betimlenmesinden çok iç dünyaları karmaşık bir şekilde ön plana çıkıyor. Böylece her karakter ‘ele geçmez’ [‘elusive’] bir nitelik kazanıyor. Belki de roman kahramanlarının karakalem resimlerinin modern ve post-modern zamanlarda artık yapılmıyor olmasının bir nedeni budur. Belki bir diğer nedeni de dijital teknoloji ile birlikte illüstrasyon sanatının önemini yitirmesidir.

Masumiyet Müzesi romanının giriş bölümünde Orhan Pamuk’un defterindeki Samuel Taylor Coleridge’in diğer birçok şiiri gibi (modernist poetikaya temel olan) fragmanter yapıya sahip ve Milton’un Kayıp Cennet’ine atfen geliştirdiği Poetik İtikat Teorisi’ne mükemmel bir misal teşkil eden bir şiirini düzyazı olarak Türkçeye biraz fazladan yorum katarak çevirmesinin de modern romanla modern şiir arasındaki geçişkenliği ortaya koyması bakımından önemli olduğu söylenebilir:

“Bir adam rüyasında cennete gitse ve ruhunun gerçekten cennete gittiğinin işareti oldun diye ona bir çiçek verseler ve sonra adam uyandığında bir de baksa ki çiçek elinde – Ee? Peki ya sonra?”

Pamuk, defterine not ettiği Coleridge metninin bir şiir olduğunu bilmiyor olabilir mi? Metni defterine İngilizce olarak mı not etti, yoksa çeviriyi bir başkası mı yaptı? Şiirin orijinalini ve kendi çevirimi aşağıya alıntılıyorum:

                                    What if you slept

                                    And what if

                                    In your sleep

                                    You dreamed

                                    And what if

                                    In your dream

                                    You went to heaven

                                    And there plucked a strange and beautiful flower

                                    And what if

                                    When you awoke

                                    You had that flower in your hand

                                    Ah, what then?

                                    Samuel Taylor Coleridge

 

***                                   

                                    Farz edelim ki uyudunuz

                                    Ve farz edelim ki

                                    Uykunuzda

                                    Rüyaya daldınız

                                    Rüyanızda

                                    Cennete gittiniz

                                    Ve orada tuhaf ve güzel bir çiçek kopardınız

                                    Ve farz edelim ki

                                    Uyandığınızda

                                    O çiçeği avucunuzun içinde buldunuz

                                    Ah! peki ya sonra?

                                    Samuel Taylor Coleridge

                                       Tercüme: 2022, Volkan Hacıoğlu

Kemal’in Merhamet Apartmanı’nda uykuya daldıktan sonra riyasında gördüğü Füsun’un hayali Coleridge’in şiirindeki cennet çiçeği olabilir mi? Bununla birlikte Coleridge, Shakespeare Üzerine Konferanslar'da Masumiyet Müzesi tarzındaki romanları ciddî bir şekilde ahlâkî bakımdan eleştirmektedir. Coleridge'in eleştirdiği tarzda bir romana kendisinden bir alıntıyla başlamak da modern ve post-modern zamanlara özgü bir çelişkidir. Roman metnindeki muhtemel sözdizimi hatalarının ['syntax errors'] Shakespeare'in “Kusur üslûptur,” tabirine göre değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorunsalı ile tashih ve redaksiyon sorunu üzerine tartışmaların esas tabiatı ise başka bir 'Yakın Okuma' ediminin konusu olacaktır. Roman cümlelerini karatahtaya yazıp üzerinde günlerce düşünerek kuran Flaubert'in klâsik estetik yaklaşımındaki titizlik, yoğun bir şekilde teknik olarak bilinç akışı hızı ile yazan modern ve post-modern yazarlarda ne raddeye kadar gözlemlenebilir? Nihayetinde kurgusuna erkek egemen bir kültürün hâkim olduğu esere, 70'lerden bugüne değişen sosyal gerçekler karşısında en radikal ve en hakikî eleştirinin Yeni Feminist Teori tarafından geleceği kanaatindeyim.

 

Görsel 1. Honoré Daumier’nin “Vautrin” deseni

Görsel 2. Émile Bayard’ın “Cosette” illüstrasyonu

 

 

 

 

 

Resimler
E-Bülten

Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın