Bora Ercan
HETERODOKS FRAGMANLAR
1. Kiralık askerler, karanlık patronlar, maaşlı katiller, kelle başı ikramiye, sınıf bilinçsiz esnaf, oysa esnaf sınıfın çoğulu. Ayna ayna söylesene gömleğin yakası ne renk? Lümpen proletaryanın peşinden lümpen prekarya, herkes parya. Silah tacirlerinin sponsorluğunda sanat. Aklanmak o kadar kolay: Money laundry, green washing, brain hacking, bloody fucking. Vicdan dan dan! Dandini dandini dastana. Ziyadesiyle serbest piyasa. Yerli de değildi milli de Machiavelli ama nasıl sahiplendiler gayenin vasıtayı meşru kılmasını. Umre paklar diye bir lafları varmış, güneş görmemiş akça pakça badem bıyıklıların… bizim Murat’tan öğrendim. Arabistan zaten zengin Pakistan’a gitsinler bari, zaten ülkenin adı da pak!
2. Biz kimiz bilmesem de ölüm kadar gerçektik, kesindik. Kaç anın toplamıydı gençliğimiz sevgili Alifuat? Bir vakitler geçtiğimiz Ankara kadar belirli, bozkır kadar belirsizdik. Yanlış sabahlar çoktu, varlığına inanmayan bir gökyüzünün altında birbirimize güvenmekti var oluş. Sessizliğin yükünü taşıdık kalemlerimizde, her bir kelime taşlara gömülü bir haykırıştı. Elin ne işe yaradığını düşünürdük her çarpılmada mercimek çorbası karıştırırken elektrik ocağında. Yarı kaçaktı bedenimiz ruhumuz kayıtsız. Yoksulluğun zarafeti paçalardan eksik olmayan çamurdu ve dönüş yollarını unutmak içindi bütün gidişler. Her şeye inanmaya hazır şu yeryüzü şimdi. Sarkacın ucu başım, dünya durabilir.
3. Morfeas’tan armağan bu amorf düşler sevgili Gürgenç. O yakıcı eylül sabahı incir topluyoruz. Birden kanatlanıyor o koca ağaçlar, sımsıkı tutunmuşuz Ülker ninenin sesi kadar ince dallara, yeryuvarlağı küçücük olana kadar yükselmişiz. Kıbrıs bir su damlası olmuş. Sınırlar ortadan kalkmış, tel örgüler çözülüvermiş. Bulutların bittiği yerde o İngiliz şair, ince yüzlü Lawrence, D.H, elinde kalemi ‘incir düzgünce nasıl yenir,’ adlı şiirini yazmaya hazır, hiçbir şiire sığamayacak kadar olsa da incirin tadı. Yer değiştiren kıyılara vuran alacakaranlık dilin dalgasıyla derin obruklar ve yükselen dağlarlayız, Alis kadar bitmeyen merakla, harikalar diyarını arıyoruz. Değil mi ki dizeye giren her bir sözcük anlama karşı bir başkaldırıdır. Zamansız uyandım, içbükey bir sıcaktı!
E-Bülten
Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın