Enver Topaloğlu
HEP ŞİİR
BEHÇET NECATİGİL'E SELAM!
Ömrünün kırk yıldan fazlasını, dili labarotuvar odası gibi kullanmış şairle ilgili “uzmanlık” istemeyen bir soruyla başlayalım: Şiire başladığı ilk dönemde Behçet Necati adını kullanan şairimiz kimdir?
İstanbul’da 16 Nisan 1916’da doğan şairi elbette tanıdınız. Doğum günü vesilesiyle selamladığımız şairin kim olduğunun bilinmesine şu kadarcık bilgi dahi kâfidir. Neden mi? Çünkü o, modern Türkçe şiirin nevi şahsına münhasır şairlerinden biridir. Elbette her şair gibi o da başka şairlerden etkilenmiştir. Ancak aldığı etkiyi dönütürebilmiş, sindirebilmiş, dahası kişiliğinin özgün yönlerinin, etki altında kalmasına engel olabilmiştir.

Çeviri ve şiir hakkındaki yazılarının yanı sıra “edebiyatımızda eserler” ve “edebiyatımızda isimler sözlüğü” çalışmaları da olan şairin ilk kitabı 1945’te okurla buluşan “Kapalı Çarşı”dır. Bundan sonra sağlığında yayımlanan kitapları şunlardır: “Çevre” (1951), “Evler” (1953), “Eski Toprak” (1956), “Arada” (1958), “Dar Çağ” (1960), “Yaz Dönemi” (1963), “Divançe” (1965), “İki Başına Yürümek” (1968), “En/Cam” (1970), “Zebra” (1973), “Kareler Aklar” (1975) ve “Beyler” (1978). Behçet Necatigil’in yaşamını yitirdikten bir yıl sonra 1980’de “Söyleriz” adlı kitabının yayımlandığını, ayrıca ilk kez 1985’te okurla buluşan “Bütün Şiirleri”nin içerisinde “Kitaplarına Girmemiş Şiirleri”ne de yer verildiğini ekleyelim.
Sanatın diğer alanlarındaki isimler için de geçerlidir, ama en çok şairlerin yayımlanan yapıtlarını yayın tarihleriyle birlikte toplu okumaya dahil etmek yerinde bir yaklaşımdır diye düşünüyoruz. Fazla bilginden zarar gelmez misali.
Behçet Necatigil, modern Türkçe şiirde, hem tasfiye, hem kuruluş süreçlerini deneyimlemiş şairler kuşağından söz ederken akla gelen isimler arasında ilk sıralarda yer alır.

Benzer bir saptamayı Ahmet Oktay da yapar. İkinciyeni dalgasına kadar olan süreç, modern Türkçe şiirin gelişiminin önündeki engellerin, ayakbağlarının tasfiye sürecidir. İkinciyeniyle birlikte modern Türkçe şiirin “yeni rejimi”nin kuruluş aşaması başlamıştır. Tasfiye süreci denilen ilk aşamada uyak, ölçü, ses ve benzeri geleneksel kalıplardan ve biçimsel baskıdan kurtarılarak şiir dilinin özgürleşmesi sağlanmıştır. Lirik şiir, deyim yerindeyse zincirlerinden kurtarılarak özgürleştirilmiştir. Benzeri değişim ve gelişme şiirin içeriğinde de görülür. Nazım Hikmet’le yüzünü ilk kez dünyaya ve hayata dönen modern Türkçe şiirdeki bu eğilim, şairin takipçilerini de aşarak hızla yayılmıştır.
Behçet Necatigil, eskiden yeniye, glenekselden moderne geçiş döneminde yeni şiirin, yeni şiir dilinin oluşmasında çok önemli rol oynamış ve öncü olmuş şairlerden biridir.
Nâzım Hikmet’in devrimci çıkışından sonra, modern Türkçe şiirde yeni kuşakların arayışları Garip dalgasıyla gün yüzüne çıkar. Necatgil’de de geleneğin radikal biçimde tasfiyesini amaçlayan Garip şiirinin etkilerinden söz edilebilir. Şairin “Lades” başlıklı kısa şiiri örneğin. Bahse konu şiirin son iki betiğini okuyalım:
İşi gücü bırakıp
Mezarlığa nazır
Bir eve taşındım
Ölüm, sen beni aldatamazsın
Aklımda!
Necatigil’in genel olarak şiirinde, son derece önemli ve belirleyici iki kurucu unsur dikkati çeker: Dış mekân ve iç mekân. Şiirlerde dış mekân semt, iç mekân ev olarak yer bulur. Semtin İstanbul’dan bir semt olmasıysa şairin dilinin Türkçe olması kadar önemlidir. Bunun anlamı şu: Behçet Necatigil bir dil şairidir. Hatta Türkçe şairidir. Bunu “bir dilin şairi olmak” olgusuyla açıklayabiliriz. Şiirini her dilde yazacak şairler var bir de şiirini başka bir dilde yazmayacak belki de yazamayacak şairler var. Şairler dillerini seçebilir mi, tartışılır. Ama dilin şairlerini seçtiği açık. Bu anlamda Türkçe Necatigil’i seçmiştir. Bir başka örnek Fazıl Hüsnü Dağlarca’dır. Dile çalışan şairlerle dili çalışan şairler arasındaki nüansı göz ardı etmemek gerekir.

Necatigil’in başka yerlerde, kentlerde de yaşamışlığı vardır. Ama şiirdeki dış mekân büyük ölçüde bir İstanbul semtidir. Daha açık söylersek Beşiktaş’tır. Bizim dış mekân olarak dile getirdiğimiz semtin aslında şairin dilinde ve şiirindeki karşılığı çevredir. Bunu söyleyince göz de, kulak da elbette “Çevre” şiirine yöneliyor. Şiirden bir bölüm aktaralım:
Çevre tortop
Vurur sırtıma sırtıma
Yüksek dağların orda
Çevre yok
Behçet Necatigil’in şiirinde önemli olduğunu söylediğimiz mekânların diğeri olan ev için sunuacağımız örnek, tahmin edileceği üzere şairin adıyla özdeşleşmiş şiirinden olacak. Behçet Necatigil adıyla özdeşleşmiş başka şiirler, dahası kitaplar söz konusudur. Öte yandan günümüzde öyle isimler var ki adıyla özdeşleşecek kitabı geçin, bir tek şiirini bile bulmak zor.
“Evler” başlıklı şiir şairin ikinci kitabı “Çevre”de yer alıyor. Ancak bu şiirin başlığı şairin bir sonraki kitabına ismi olmuştur. Behçet Necatigil’in üçüncü kitabı “Evler”de, evin hem ortak bir yaşantı alanı hem de bireysel bir iç mekân olması gibi değişik açılardan irdelenmiş ve şiirleştirilmiştir. Modern Türkçe şiirde çevre ve ev, evler temalarının ilk kez şair tarafından sorunsallaştırıldığını da kaydedetmek gerekir. “Evler” şiirinden bir bölüm okuyalım:
İnsanlar yüzyıllar yılı evler yaptılar.
İrili ufaklı, birbirinden farklı,
Ahşap evler, kagir evler yaptılar.
Doğup ölenleri oldu, gelip gidenleri oldu,
Evlerin içi devir devir değişti
Evlerin dışı pencere, duvar.
Vurulmuş vurgunların yücelttiği evlerde
Kalbi kara insanlar oturdu.
Gündelik korkuların çökerttiği evlerde
O fıkara insanlar oturdu.
Evlerin çoğu eskidi gitti, tamir edilemedi,
Evlerin çoğu gereği gibi tasvir edilemedi.
Kimi hayata doymuş göründü,
Bazılara zamana uydular.
Evlerin içi oda oda üzüntü,
Evlerin dışı pencere, duvar
Hem Rilke’yi, hem Şeyh Galib’i bilir Necatigil. Her ikisini de özümsemiştir. Ama Batı’ya giden bir geminin güvertesinde Doğu’ya doğru koşmaya kalkışmamıştır. Rotası Batı olan geminin güvertesinde olduğunun bilinciyle bulunduğu ortama bakmıştır. Baktığını anlama, anlaşılır bir dille şiire aktarma çabası içinde olmuştur. Bulunduğu ortama ve içinde olduğu ana bakışı önemlidir. Şairin “Yorum Korkusu” şiirinden son iki betiği aktaracağız:
Demek geçse aklımdan git
Git mi yorum
Kime, nerde, ne zaman?
Oysa ben haddim mi
Uyu yorum.
Ne gitmek geçebilir aklımdan
Ne de git demek
Eli kolu bağlı ben, ağzı dili bağlı
Yaşa yorum
Sevin emi yorum.
Necatigil’in şiirinde öyküleme, hikâye anlatımı da durumlar, yaşantı anları, zaman kesitleri, enstantaneler de vardır. Şair için sanki önceleri öyküleme, hikâye anlatımı daha önemlidir. Bir süre sonra bu tavrını durumların, yaşantı anlarının, zaman kesitlerinin, enstantanelerin şiire aktarılması yönünde değiştirdiği gözlemlenir.
“Sevgilerde” başlıklı şiir, şairin çok sevilen yapıtlarından olduğu gibi onun arayışlarını ve zaman içinde geliştirdiği, yerleştirdiği şiir çizgisini de temsil eden örneklerden biri sayılır. Şiirin ilk iki betiğini alıntılayacağız, ama tamamının okunmasını da önereceğiz.
Sevgileri yarınlara bıraktınız
Çekingen, tutuk, saygılı.
Bütün yakınlarınız
Sizi yanlış tanıdı.
Bitmeyen işler yüzünden
(Siz böyle olsun istemezdiniz)
Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldı.
Behçet Necatigil şiiri okuyorsanız, bundan başka ne var, ne kaldı demeniz mümkün değil. Şairin, dokununca solgun bir gül olan karşısında duyduğu yas ve keder vardır mesela. Gün sonu dökümü “z raporu gibi” “Taşlı Yol” var. Onun şiirinde ne yoktur ki. O ki evle sokak, sokakla ev arasında kocaman bir dünyanın varlığını görmüş, duyumsamış ve yazmıştır. Çok geniş bakabilmesine karşın şiiri son derece dar bir aralıktan çıkarmış olması önemli ve ilginçtir. O dar alan, onun için adeta sıkışmış, sıkıştırılmış mini bir dünya, yaşamın minimal bir kopyası olarak kabul görmüş, dile de öyle yansımıştır. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Necatigil’in soyutlama, imgeleme, dile getirme ve şiire dönüştürme yetisi karşısında hayranlık duymamak mümkün değil.
Behçet Necatigil’in tanımladığı burçlar, yalnızca şairlerin geçtiği evreler değil, şairin aynı zamanda şiire yükseldiği kulelerdir. Şöyle de diyebiliriz tabii: Burçlar aslında şairin hem yukarıya, hem aşağıya baktığı rasathanedir.
Yeri geldi galiba. Öyleyse söyleyelim. Kendisi de sözlükçü olan Behçet Necatigil’in şiiri için bir sözlük yapılabilir. Ama bu asla onun şiirini anlama sözlüğü olmaz. Çünkü dil onda gerçek işleviyle, anlaşmak üzere bir araçtır. Dil de, şiir de hem dışarıyla, hem içeriyle; hem ikinci tekil şahısla, hem birinci tekil şahısla duymak, düşünmek, anlamak ve anlatmak üzere diyaloğa girer.
Söz ne kadar karmaşık olursa olsun dil onu yalınlaştırır. Onun şiirindeki yalınlık, doğrudan doğruya dilinin yalınlığıdır. Ya da yalınlığın dilini hedeflemesiyle ilgilidir diyebiliriz. Yalınlığın ışığı şiire dilden, dilin çıplağından yansır. Şairin düşüncesi ve deneyimleri gösteriyor ki dilin çıplaklığında başlamayan şiir ilerleyemez. Dil dedikten, çıplaklık dedikten sonra modern Türkçe şiirin bir başka kurucu şairini ve onun “Dilsiz ve Çıplak”ını hatırlamamak mümkün mü? Bu arada Oktay Rifat’ın adı geçen kitabının 1984’te Behçet Necatigil şiir Ödülü’nü aldığını da söyleyelim. Şu dizeler “Dilsiz ve Çıplak”tan tadımlık:
giderler
yağmur bacaklı bir kız
kalır kumsalda
dilsiz ve çıplak
İki şair arasında poetik açıdan bir benzerlik bulunup bulunmadığı belki bir başka yazının konusu olabilir. Şimdilik her iki şairin şiir dilinin ince işçisi olduklarını ve bu konuda son derece hassas ve titiz davrandıklarını kaydederek geçelim.
Necatigil’in kendi şiirini değerlendirdiği şu satırlar, buraya kadar söylemeye çalıştıklarımızın özeti gibi de okunabilir: “Ben mum alevinde pervane gibi hep aynı odakta yazdım şiirlerimi. Ev ve her günkü yaşamalar. Rilke’nin Panter’i gibi aynı parmaklıklar içinde. Toplumun imkânlarının bana bağışladığı dar dörtgende gözlerimi her açtıkça karşımda büyükşehrin orta-fakir-sınıf ev, aile ve çevrelerini buldum.”
“Susanlara bir şey sormayınız” dizesindeki uyarıyı dikkate alıyoruz. Aç parantez, tire, kapa parantezin “tire”sinde ölümsüzleşen şairi 106. doğum gününde selamlıyoruz.
Yazıyı şairin “Kitaplarda Ölmek” başlıklı şiirinden bir dörtlükle noktalayalım:
Parantezin içindeki çizgi
Ne varsa orda
Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci
Ne varsa orda.
E-Bülten
Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın