Enver Topaloğlu
HEP ŞİİR
ORTALAMA BEĞENİ, ORTALAMA ŞİİR
Estetik tutuculuğun, etik gericiliğin paketlenip tecime elverişli hale getirilmesinin tanımıdır ortalama beğeni.
Sanatta, dolayısıyla şiirde tutuculuk, gericilik ve benzeri tutumlar, tavırlar tepkiyle karşılanmıştır. Tepkiyle karşılanması da devam etmektedir. Haklı ve meşru tepkinin şiddetini azaltmak, etkisiz kılmak, ödün verdirmek için icat edilmiş bir tür tüccar ya da reklam ve pazarlama kurnazlığıdır da denilebilir.
Ortalama beğeni aşırı uç, marjinal, sınır ihlali gibi deneyselciliğe, arayışa, yeniliğe meyletmiş yönelimle statüko arasındaki gri alan ya da ara bölge olarak da düşünülebilir.
Kültür endüstrisinin böylesine bir ara bölgeye ve o ara bölgeyi mümkün olduğu kadar genişletmeye gereksinimi olabilir. Ama ne şiirin ne de şairin buna ihtiyacı yoktur, olmamalıdır. Eğer olsaydı… Yani şairin ortalama beğeniyi dikkate almak gibi bir zorunluluğu bulunsaydı ve bunu şiirin gereksinimi olarak benimseseydi, örneğin yalnızca Ahmet Haşim’in şiirsel sembolizmi değil, Tevfik Fikret’in “Sis” şiiri de olmazdı. “Sis”i girişinden bir bölümle hatırlayalım:
Sarmış yine âfâkını bir dûd-ı munannid,
Bir zulmet-i beyzâ ki peyâpey mütezâyid.
Tazyîkının altında silinmiş gibi eşbâh,
Bir tozlu kesâfetten ibâret bütün elvâh;
Bir tozlu ve heybetli kesâfet ki nazarlar
Dikkatle nüfûz eyleyemez gavrine, korkar!
Lâkin sana lâyık bu derin sürte-i muzlim,
Lâyık bu tesettür sana, ey sahn-ı mezâlim!
Tevfik Fikret’in döneminin diliyle yazılmış şiiri 3 Mart 1902’de yayımlanır (Tanin, 1324/1908, sayı 1). Şiirde yer alan sözcüklerin günümüz Türkçesiyle dize akış sırasına göre karşılıkları: Âfâk: Ufuklar; dûd: Duman, sis; Muannid: Dik başlı, inatçı; dûd-ı muannid: İnatçı sis; zulmet: Karanlık; beyzâ: Ak, çok beyaz; zulmet-i beyzâ: Ak karanlık; peyâpey: Birbiri arkasından, durmadan, gitgide; mütezâyid: Artan, birikerek çoğalan, çoğalan; tazyik: Basınç, sıkıştırma; eşbâh: Cisimler, gövdeler, vücutlar; kesâfet: Yoğunluk; elvâh: Levhalar, tablolar; nazar: Bakış; gavr: Derinlik, dip; sürte: Perde, örtü; muzlim: Kara, karanlık, uğursuz; sürte-i muzlim: Kara örtü, uğursuz örtü; sahn: Alan, sahne; mezâlim: Haksızlıklar, zulümler.
Ortalama beğeni şiirden değil statükodan yanadır. Şiirin gelişimi değişimi ancak ortalama beğeniyi zorladığı aştığı durumlarda gerçekleşmiş ve gerçekleşmektedir. Nâzım Hikmet’in, Garip şiirinin, İkinciyeninin, ancak ortalama beğeninin duvarlarını aşarak oluştuğu biliniyor. Kısacası ortalama beğeniyi hedef almayan şiirin yeniliğinden söz etmek zordur.
Yeninin karakterini ya da özelliklerini ortalama beğeniyle olan yakınlığı ve uzaklığı belirler. Garip şiirinin gitgide ortalama beğeniyle aradaki mesafeyi azaltması onun yeniliğinin dinamizmini yitirmesine yol açmıştır. Buna karşın İkinciyeninin ortalama beğeniyle arasındaki mesafe baştan itibaren kapanmayacak kadar uzun olmuştur.
İkinciyeni şiirinin dinamizmini canlılığını yitirmemesinde İlhan Berk ve Ece Ayhan’ın ve yapıtlarının rolü büyüktür. Ece Ayhan’ın şiirin ne modern Türkçe şiirde ne Türkçenin tarihsel birikimi içerisinde mevcut kaynağından söz etmek mümkün değildir. Ece Ayhan ve İlhan Berk’in ve şiirlerinin “aşırılığı” İkinciyeni şiirinin ortalama beğeniyle temas etmesinin gecikmesinde önemli rol oynamıştır. Temasın gecikmesi aslında altmışlardan sonra şiirin canlı kalmasını, arayışın sürmesini sağlamıştır denilebilir.
İlhan Berk’e ve Ece Ayhan’a değinmişken şairlerin şiirlerinden de küçük birer örnek vermek gerekir elbette. İlhan Berk’ten, şairin İkinciyeni dalgasının içine girdiği dönemin ilk ürünlerini bir araya getirdiği ve birinci baskısı 1958’de yapılan “Galile Denizi” kitabından bir örnek sunalım. “Saint-Antoine’ın Güvercinleri” aynı zamanda kitabın da ilk şiirdir. “Eleni’nin Elleri”yse bu şiirin ilk bölümü:
Bir gün Eleni’nin elleri geliyor
Her şey değişiyor.
İlk İstanbul şiirden çıkıp yerini alıyor
Bir çocuk ilk gülüyor
Bir ağaç çiçek açıyor.
Eleni’den önce
Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım
Sabahları, akşamları bilmiyordum daha
Bir gün bakıyorum akşam ellerimde gözlerimde
Bir gün sabah her yanım.
Eleni geliyor
Dünyaya bakıyorum
Dünya sanıldığı kadar küçük değil o gün anlıyorum
Sanıldığı kadar üzgün değiliz dünyada
O gün bütün şiirleri yakmalı yeniden yazmalı diyorum
Brise Marine’i yeniden
Yeniden Annabel Lee’yi.
Eleni ile anlıyoruz
Bu gökyüzü niçin kalkıp gelmiş
Deniz niçin başını alıp gitmiş onunla anlıyoruz.
Bir gün Eleni’nin elleri geliyor
Bir sokaktan ilk defa deniz görünüyor.
Modern Türkçe şiirin aramaktan ve denemekten bıkmamış yorulmamış şairinin değişiminin, dönüşümünün, dahası İkinciyeni serüveninin nasıl başladığına da işaret ediyor gibi.
Ece Ayhan şiirinde hem şiirin, hem dilin, hem algının kalıpları dolayısıyla duyma, düşünme tarzı nasıl söyleyelim allak bullak edilir. Kendiliğinden değil bilinçli bir tercihle gerçekleşir üstelik. Doğaçlamayla, algı ve duyuş sarhoşluğunun etkisiyle belki sağlanabilecek dilsel, düşünsel, duygusal yapı toplumun ve tarihin bilinçdışının yapı sökümü bilinçli bir müdahaleyle gerçekleşir ve dil de şiir de buna uygun olarak yapılandırılır. Dilin ve şiirin yapılandırılması aslında Ece Ayhan şiirinin temel özelliği değildir. Onun ve şiirinin temel özelliği bozmak, dağıtmak, yıkmak olarak tarif edilebilir. Öncelik gidenin yerine ne geleceği değil gitmesi gerekenin gitmesidir. Onun kaosa olan eğilimini de açıklar bu tavrı. Kaosun başka hiçbir biçimde kaynağı olmayan ışığını sever Ece Ayhan. Şiirleri de bunu, bu ışığı verir. Ece Ayhan şiirinde okurun aradığı ses yoktur ama aramadığı, belki de aramayı hiç aklına getirmediği bir ışık vardır. Bunu ortalama beğeniye özellikle şiirdeki ortalama beğeniye hiç yüz vermeyen bir ışık olarak da betimleyebiliriz. Ece Ayhan’dan, İkinciyeni dalgasının ilk dönemine ait 1959’da yayımlanan ilk kitabı “Kınar Hanımın Denizleri”nden bir şiir. Tamamını alıntıladığımız “Çapalı Karşı” başlıklı şiir ilk defa Pazar Postası’nda çıkar.
Kollarında eski balık dövmeleri
teodor kasap perhiz ahali içmez
ay türkçe rakı çıkmıştır kapalı
ve geniş muhlis sabahattin’den
ayşe opereti ne güzel bir hiç
Üç yıllar var ki minyatürlere mahkûm
Teodor’un o eski balık dövmeleri
ay osmanlılaşmış abi tüfekçi olmuş
ve korkunç taş gülmekler muhlis’te
gibi merdivenli bir sokaklar uzatmış
çiçek bahçelerine kaçabilsin ayşe
atlı tramvaylarla ne güzel bir hiç
İşte o biçim gecelerde kucaklamış
getirir enflasyon arkadaşlarını
kova abdülhamit akşam gazeteleri
dağlar gibi yalnızlık ne güzel bir hiç.
Ortalama beğeninin öznesi büyük ölçüde halktır. Halkların beğenisi geleneksel olanla yapılanmış biçimlenmiştir. Büyük ölçüde folklora dayanır. Belki biraz da bu nedenle genel anlamda söylersek, tutucudur.
Ortalama beğeniyle hesaplaşan şair ve dolayısıyla şiirin meselesi, özneyle değildir. Karşısına aldığı olgu ya da olgulardır. Halka değil elbette, ama halkın beğenisine, yani ortalama beğeniye indirilen “şamar” aslında kapitalizmin biçimlendirdiği pazara, kültür endüstrisinin çarklarına indirilen darbedir.
Şiirdeki sapmayı, bozmayı, çarpıtmayı ortalama beğeniye, tutuculuğa, yerleşikliğe, statükoculuğa, gericiliğe isyan olarak algılamak gerekir.
Şairin amacı ya da beklentisi, ortalama beğeniye eklemlenmek olamaz elbette, olmamalı da. Ortalama beğeniye eklemlenmenin getirisi çok okunmak, çok ünlenmek olabilir. Ama bu şiir için bir değer bir ölçü oluşturmaz. Bir zamanlar çok ünlenmiş nice şairin bugün esamisi dahi okunmamakta.
Şiir tabii ki okunsun diye yazılır. Şair de tanınmak bilinmek ister. Sorun bu arzunun, bu isteğin şiirin, arayışın önüne geçmesinde. Şairin yenilikçi tavrından, arayıştan vazgeçip statükoyla, ortalama beğeniyle uzlaşmaya gitmesindedir sorun.
Artık bir başka konuya geçebiliriz. Sentez anlayışının ve savunusunun da modern Türkçe şiirde başka bir çizgi olarak geliştirilmek istendiği söylenebilir. Gelenekle “yeni”nin ya da geçmişle güncelin sentezinden amaç uzlaşmadır denilebilir. Uzlaşma girişimi, gelişmeye başlayan ve daha da gelişme ihtimali olan “yeni”nin önünün kesilmesi hamlesidir. Modern Türkçe şiirde sentez anlayışının savunulduğu buna yönelik girişimlerin yoğunlaştığı dönemler de olmuştur. Bir sonraki yazıda konuyu irdelemeyi deneyeceğiz.
Şiirli yıllar… Şiirin selamı üstünüze olsun!
E-Bülten
Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın