DİCLE DOĞAN SÖYLEŞİSİ / Nilüfer Perihan Kurtoğlu

  • Paylaş:
post-title

Nilüfer Perihan Kurtoğlu

DİCLE DOĞAN SÖYLEŞİSİ 

Oyunu, yürüyemediğimiz tüm 8 Martlar’a ithaf ediyorum

Dansçı, koreograf ve hac yürüyüşçüsü Dicle Doğan, sahnelediği Heybesini Çiğneyen Katır oyunu için “Yolda olmayı, kadın gözünden anlatmak istedim.” diyor.

Bir kadın oyunu Heybesini Çiğneyen Katır. Nasıl bir ihtiyaçtan doğdu bu proje, nasıl sahneye kondu anlatır mısın?

Oyunun ihtiyaçları ve aldığı yol bir buçuk yıl boyunca sürekli değişti diyebilirim. İlk ihtiyacım, uzun yıllardır süre gelen tiyatro kariyerimde, hareket alanına dair özgürce deneme alanımın olmayışı oldu. Bedenden çıkan duygunun arayışında olan oyuncularla çalışmayı hedefledim.  Yürümek üzerine araştırmalar yaparken, ki 2015 yılından beri ciddi bir araştırmanın içindeyim, zamansal olarak Yunus Emre’nin yol hikayesine de çalışıyordum. Yolda olma eylemini tarih boyunca hep bir erkten dinliyor olduğumuzu daha net gözlemledim.  Bu da sürecin ikinci katmanı oldu.  Oyunumun müzisyeni Esmani Kılıç’ın, bir gün Hasret Gültekin’in “Bir İnsan Ömrünü Neye Vermeli” türküsünden bir şeyler yapmak istiyorum, birlikte yapalım mı demesi ile benim için projenin son noktası atıldı. Geleneksel motiflerden, üzerimize yapıştırılan etiketlerden, “Bize biçilen tüm rollerden adım adım, bağıra çağıra, güle oynaya yana yakıla nasıl kurtuluyoruz?” sorusu üzerine yoğunlaştık.

Kadın olmanın günümüzde hala mücadele gerektirir bir var olma hali olması sana neler hissetiriyor? Tek başına dünyanın her yerinde yürüyüş yaptın, kendini nerelerde kadın, nerelerde varoluşun eşit bir parçası gibi hissettiğini merak ediyorum.

Sanıyorum kendimin insan olduğunun her daim altını çizme ihtiyacı duyuyorum. Kadın başına, kadın halinle gibi cümleler her bir hücreme işlemiş. Her an, her saniye tacize uğrayabilme ihtimalim kulağıma fısıldanmış, tacize uğradığımda da “kadın” olarak yalnız başına gezersen elbette bunlar olur diye etiketlenmişim. Tüm bu baskılarla, özgürce ve kendi isteklerin doğrultusunda hareket etmek nasıl mümkün?  Bu baskılardan arınmak zaman istiyor. Kendinizi doğanın bir parçası hissettiğinizde, içinizdeki vahşi ile tanıştığınızda ve onunla yol almaya gönüllü olduğunuzda varoluşun eşit bir parçası oluyorsunuz. Vahşi hayatın içerisinde kadın erkek olarak tanımlanmıyorsunuz, başınıza gelecek tüm felaketler eşit.

Dansçı olmandan da kaynaklı, duygularını bedenle anlatmayı bilen bir sanatçısın ve oyundaki beden dilinin kullanımı, halı ve yol kavramlarının senin için anlamından bahseder misin?

Halının toplumumuzdaki yeri çok önemli, yıllardır kadınlarımızın elleriyle duvarlara işlediği bu gelenek, şimdi ayaklarımızın altında. Halıyı bu metafor ile ele aldığımda işe dair çok şey anlatıyor. Nice kıymetli değerlerin öldürüldüğü topraklarımızda, nerede baş üstünde tutuluyor, nerede ayaklar altına alınıyoruz ve biz ömrümüzü neye veriyoruz diye soruyorum. Halı bazen yasımın destekçisi, bazen beni taşıyan bir yük, bazen bir kıyafet, bazen sadece bir halı oluyor.  Söz bizim oyunumuza sonradan dahil oldu, önce duygunun hareketsel karşılığını, tek bir kelimenin bedendeki tezahürünü araştırmak istedim. Tezatlığı yaratabilmem için bedenin hafızasına güvenmem gerekiyordu. Tiyatro seyircisine her duygunun nedenselliği veriliyor, kendisine boşlukları dolduracak alan tanınmıyor. Heybesini Çiğneyen Katır’da da en çok aldığımız eleştiri, hareket olan yerlerin nedenselliği oluyor. Seyirciye şunu söylemek istiyorum yalnızca; Bu oyunda bazı anlar size ait, ne ile doldurmak istiyorsanız onunla doldurun ya da boşaltın, bilmiyorum. İzin verin duyularınıza, sizde bıraktığı titreşimi hissedin yalnızca. Belki hiçbir şey söylemeyecek belki de bugüne kadar duymadığınız bir hisle tanışacaksınız. Kimbilir?

Dünya Emekçi Kadınlar Günü yaklaşıyor ve oyununuz da 18 mart günü bir kez daha sahnelenecek. 8 Mart’a dair neler söylemek istersin?

Yürüyemediğimiz tüm 8 Martlara, onur yürüyüşlerine, yasını tutamadığım tüm kızkardeşlerime ithaf ettiğim bir oyun Heybesini Çiğneyen Katır.  Bir insan ömrünü neye vermeli, yolda kalan da bir yürüyen de. Bir insan ömrünü neye vermeli…

Oyunumuz 18 Mart Kadıköy Emek Tiyatrosu’nda 19 Mart Kabile Sahne’de oynayacak. Biletlere tiyatrolar.com.tr’den ulaşabilirsiniz.

Proje - Yönetmen: Dicle Doğan

Yaratıcı Performans: Iraz Akçam, Simge Günsan

Müzik Performans:  Esmani Kılıç

Şiir: Yazig Mahmud Sıfatsız

Görseller: Ege Canpolat

Yapım: Kadro pa

 

Resimler
E-Bülten

Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın