Levent Karataş
BAYSAL
Bir yokmuş bir varmış; Anadolu’da yokluk, Anadolu’da çaresizlik, Anadolu’da hastalık, Anadolu’da ölüm, Anadolu’da sevgi varmış. “Nâzım dayım” deyince ben, Ahmed Arif’in “Otuz Üç Kurşun” şiirinde bahsettiği “yakışıklı, hafif iyi süvari” dizeleri gelirdi akla. Onun da Nazif dayısı…
Benim Nâzım dayım da yakışıklı, ağır ve iyi süvariydi. Askere gitmeden önce Nâzım dayım Demirçiliğindere dedikleri ailemizin topraklarına giderken kuyruğunu ördüğü atıyla bir kurt yavrusu görür. Ciyak ciyak ağlamaktadır sanki kurt. Gider, sarılır, alır eve getirir onu. Kurt yavrusu zamanla palazlanır. Büyür ve adını Baysal koyar.
Baysal, o zamanlar bizim “şehir efsanesi” dediğimiz ve köylülerin kulaktan kulağa fısıltılarla efsaneleşir. Babalar oğullarına, “Sakın oradan geçmeyin; Baysal zincirini koparıp sizi parçalar” der de evimizin bahçesine kimse yaklaşamaz olur. İnsanlar eve gelmemek için bahaneler uydurur. Baysal çok palazlanınca işte böyle kötü sonuçları olur.
Sonra dayım askere gider. Mektuplarını, “Ala atı yelesinden, kar atı kuyruğundan, Baysal’ı gözlerinden öperim” diye bitirir. Baysal’ı çok özler askerde. Gel zaman git zaman olur, bir gün, Anadolu’nun kendine yeten topraklarında nenem ekmek yapmaktadır tandırda. Küçük dayım Cemal, tandırın tam karşısındaki beşikte yatmaktadır. Beşiği bahçeye koymuşlardır ki dağ, taş, toprak görsün, hava alsın çocuk. Nenem tandırda işini yaparken birden Cemal dayım ağlamaya başlar. Baysal havlayıp nenemin işitmesi için kendini yırtar. Kimse duymayınca Baysal zincirini kopartır ve sağ patisini dayımın göğsüne koyar. Zincirin kopma sesine irkilen anneannem bahçeye çıkar. (Biz bahçeye “hayat” deriz o zamanlar.) Hayata bakar anneannem.
Baysal zincirini koparıp sağ patisini ağlayan dayımın göğsüne koyunca, dayım hemen ağlamayı keser. Herkes çok tedirgindir. Anneannem ve dedemin yanında getirdiği jandarmalar Baysal’a âdeta yalvarırlar, “Baysal, ayağını çocuğun üzerinden çek, uzaklaş” diye. Baysal ise her kıpırdayana hırlamaya başlar bu sefer. Dedem Halil Çavuş da biraz üzülerek, biraz da kahrolarak jandarmalara ateş emri verir. Jandarmanın biri Baysal’ı vurur. Baysal yıkılınca koşup çocuğa sarılırlar.
Tabii ki nenem sarılır çocuğa önce. Sonra dedem kucağına alır onu. Nâzım dayıma ne cevap vereceklerini düşünürler uzun uzun. Askerden gelene kadar ona mektuplarda Baysal hakkında bilgi vermezler. Döndüğünde dayım gerçeği öğrenir ve şöyle der: “Baysal öldürüldüğünden beri bu evde hiçbir şey hayra gitmedi.”
E-Bülten
Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın