Hicran Aslan
US'UN UÇKURU DELİCE SANAT
Ben göğsümdeki iyileşmez yaranın penceresinden bakalıberi gözümün ve aklımın ayarları değişti. Başka bir teraziyle ölçüyorum yaşadığım ve düşündüğüm şeyleri. Deli bayrağı açtım. Mezuram bu yazıda delilik halleri. Delilik; etrafındaki dini, mistik ve metafizik anlamlar ve tam karşısında sivil itaatsizler, şizofrenler, performans sanatçıları... İşte bu deli bayrağından bakınca tasavvuftaki ermeğe yaklaşık romantik deliliğin ya da âşığın aşkın deliliğinin çoşkusunun ötesinde deliyi düşünmeye başladım.
Delilerin edebiyat, sanat ve hayat kurgusundaki dekoratif rolleri nelerdir? "Tanrı delinin diline bilgelik ve uyarılar koyarak, onun ağzından konuşur." diyor İbn-i Arabi. Bizi yaratırken duyum eşikleri koymuş zayıf kalbimiz gerçeği çıplak kaldıramaz diye Tanrı. Duyu organlarımız aslında birer perde değil midir? Hayatı yaşanır kılabilmek için yaratılan sistem bir modelaj kalemi gibi hareket eder ve bizi yontar. Delilik perdenin aralanmasıdır. Dışarıda kalanı sezmenin tedirginliği. Her şiddet görülebilir değildir. Deliliğe hükmeden trajik yasa, kelimesiz kocaman bir okyanus. Jestler- mimikler, boğuk iniltiler, anlaşılmaz tekrarlar kelimelerin bile otoritesini reddeder.
Sade'nin muhteşem hareketsizliği. Hareketsizliğin içindeki çığlık- gotik devinimler. Sözcüklerin altında öngörülememişler. Sesli harflerin; sessiz harflerin anlaşılmasını kolaylaştırmak için kullanılan bir artık bilgi olması gibi edebiyatta olayı deliye söyletir. Deli söylenilmeyeni, susulanı göstermek için dilin sesli harfleri gibidir. Metnin diline sosyal bir romantizm katmak için filmlerin dizilerin çoğuna aslında tasavvuftan alınma dünya malından geçmiş deli karakterler konur. Ve onlar dünyanın hayhuyundan kendimizi unutmanın sarhoşluğuna kaptırmayalım diye hatırlatır. Sanatın, edebiyatın kendine bir mekân oluşturmak için, işini görünebilir, dokunulabilir kılmak için kullandığı üç boyutlu obje delinin ta kendisidir.
Mizaha sinmiş delilik edebiyata, hayata ve kişiye neler katar? Neleri kolaylaştırır yazarın okurun ve yaşamın karşısında? Bazıları mizahla güldürerek söver, sayar, öğretir. Bu yoğun mizahın altında agresif bir yorgunlukta sezerim ben. Mizahın hızı ve şiddeti arttıkça aklımızdaki günah keçileri de cenge başlar. Hem ortamı iplerinden kavrayan mizahçının hem onu okuyan ve dinleyen okurun ve dinleyicinin.
Akıl Çağı, psikanalizm divanıydı. Akıl, dünyayı düzenlemek içindir. Dünyadan ele ayağa düşmeden sağ salim çıkarak vahdete ulaşmak içindir. Akıl: açıklayamadığı her şeyi raflara kaldırır ya da sümen altı eder. Kurduğu sistemi korumak için baskı unsurları, uyuşturucu materyaller, pasif nihilizmi güçlendirir. Pasif nihilizmde bir tür delilik hali değil mi? Deliliğin karşısına değil yanına pasif nihilizmi koymak gerekir. Çünkü asla susulmayacak şeylere susar tüm haksızlıkları sineye çekeriz. Elbette tasavvufi veya âşki çoşkunluğun olmadığı bir belirsizlikte bilinmezliğin ve susturulmuşluğun raflarında bir delilikten bahsediyorum. İçimizdeki deli bir şekilde kendini konuşturacak. Yazar söyleyemediği şeyleri ona söyletecek, günlük yaşamda sövemediğine onlarla sövecek kişi.
Delilik; tüm bu pasif nihilizmde uslu çocuklar gibi gününü bekleyen delilerini sivil itaatsizlikle sokaklara salıyor ara sıra. Elbette bütün hayatla iplerini koparıp başka bir boyuta geçecek kadar değil ama bize bahşedilen bu uyuşuk düzenin o çeşmenin suyundan içmezden öncesini anımsatarak.
Ben sivil itaatsizlik eylemlerinin hepsini -ki performans sanatını da sivil itaatsizlik eylemlerinin sanat kapısı gibi görerek- ‘tasavvuf’un deliye bahşettiği ermekle yakın temastaki bir delilik biçimi olarak tanımlıyorum. Kendini cezalandırırken kapanan çakralarınızı fısıldayan sirenler gibi...Oysa kulaklarımızda varoluşun balmumu. "Şayet delilerle iletişim kuramıyorsak konuşamadıkları için değil gereğinden fazla konuştukları, aşırı yüklü bir dille dünyanın bütün yollarının birbirine karıştığı göstergelerin -bir bakıma- tropik bolluğu içinde konuştukları için kuramıyoruz" diyor Foucault. Düşünce ve duyguların kelimelerle maddileşirken kaybettiği o aralıktan konuşurlar. Söze, dile çevrilemez olanları.
Kültür endüstrisi denilen çılgın tüketim paketinden dökülen çürümüşlükleri, devlet sanatçılığının sözümona karşısına koyulan şirket sanatçılarını da reddeder delice sanat. "en büyük hedef karakterler ve ortamdan gerçeği açıkça çıkarmak için faydalanmak." Bunu estetik faktörleri kaybetme pahasına yapmaya odaklanan Dogma 95 manifesto ışığında çekilen Lars von Trier "the idiots" filmi sivil itaatsizliği işleyerek, deliliğin kapılarını aralayarak, deliye değil ondan rahatsız olana çevirir kameralarını. Rahatsız edici, yeni bir yaşam modeli için olmazsa olmaz işaretler. Yani; akılı rahatsız etmek. Korkularından kurtulmak için inşa ettiği o koca uygarlığın kara deliliklerinden, korkuyu göstermek. Deli korkunun maddileşmiş halidir. Çünkü o korku kesin ve kayıtsızca içimize bakar. Korku; hazla karışık cinsel büyülenme. Ölüme, deliliğe, sakatlanmalara karşı.
Deliliğin romantikleştirildiği sevimli hale getirildiği atmosferden; korkulan, başına gelenler görülsün diye bir tehdit parmağı gibi gözümüze sokulduğu günlere. "Çünkü delilik modern insanı yalnızca hayvanların ve şeylerin iç karartıcı dünyasına, onların engellenmiş özgürlüklerine doğru olan geri dönüşle tehdit etmektedir." diyor Faucault. Ölçüsüzce davranma ihtimali olan bir uzuv gibidir içimizdeki deli. Çünkü delinin sisteme onun sunduğu konfora ulaşmak gibi bir derdi yoktur. Öyle büyük bir kayıtsızlık içindedir ki sisteme uyum göstermek için didinenler ondan korkar! hatırlattıklarından korkar. Çünkü herkes içinde uyuyan deliyi bilir. Delirmek veya tekilleşmek bütünüyle özgürleşmek olarak imlenmektedir. Sistem de tıpkı edebiyat ve sanatta olduğu gibi kendi delilerini pazara sürer bir tehdit imi gibi. Karşımızda sus diyen bir işaret parmağı, ateş komutu vermek için kalkan el, vurulan tokmak, kırılan kalem... Engeller, sakatlanmalar, protezler, kaza ve ölümcül teknolojiler, sistemin hayatta kal oyunun da av olanlar karşısında duyulan büyülenme ve korku...
Sanat altından kalkamadığı sistem eleştirilerini; akışa uymayan karakterlere söyletir. Sembollere, beden dil ve kültürün iç içe geçtiği, tüm tahakkümlerin ötesinde bir yeniyi kucaklamak için çitin ötesine geçebilenlere söyletir. Sanat, deliliğin kendini anlatması için psikiyatriden daha risksiz, daha toleranslı imkanlar sunar. Çünkü psikanalitik yöntem ve psikanalist, toplumsal yapıları gözlemleyebileceği, izleyebileceği gözeneklerden uzaklaşmış; kabinesine kapanmış, bir tür damga memuru gibi kişileri torbalara koyup; ilaç firmalarının susturucularını kullanır.
Bir delide en çok korktuğumuz şey nedir? Bize ve hayata karşı sergiledikleri o kesin ve korkunç kayıtsızlık. Tüm bu yolculukta sanat ayna olmakla başladı, yavaş yavaş aynalar çoğaldı. Şimdi sonsuz aynalı ortamda en ufak hareketlerin yarattığı milyonlarca görüntü, yanılsama ve çoklu kader kuramlarına, gerçeğin değil, sanalın hakimiyetine doğru yol alıyoruz. Hristiyan çilecileri, Müslüman meczupları yerini Şizofreni aldı. Semavi ehliyet arızaları (insanların iradesi dışında oluşan akıl hastasının ibadetlerin edasıyla yükümlü olmadığı gibi onun cezai sorumluluğu da yoktur.) Aynı durum şimdi bence cezai sorumluluğu olmayan şizofrenlerde. Yirminci yüzyıl paranoyaların, şizofreninin yüzyılıdır. Delilik kendini tanıma imkanlarını yoklamaktadır. Çünkü delinin, deliliğini, psikiyatri kliniklerinde tartışma imkânı yoktur. Sanat deliliğin kendini anlatması için psikiyatriden daha risksiz, daha toleranslı imkanlar sunabilmektedir.
Delilik günümüzde sivil itaatsiz performanslarından başka nedir ki? Sistem delilerden çok deliler üzerinden kendini konumlayan, ölçen, uyaran akıllılara yönelir. İnsanların rahatlaması, kurumların varlıklarını kanıtlamaları için deli zorunlu kişidir. Tepki-korku- şaşkınlık yaratarak bu kodları kaşımak ve kurallardan güvenlik takıntılarından aşağı atlamak için deli cesareti işe koyulur. Dinamik tanımlanamaz bir varlık içinde kıvranıp durur artık. Bizim korkularla örülü kontrollü iletişim kanallarımızla bağlarını koparırlar. Platon'un sanatçıda bulduğu kutsal delilik. Delilikle kutsallık yan yana. Sistemin bize giydirdiği deli gömleğini yırtar sanat. Deliliği deha katına çıkarmak için delice sanat.
E-Bülten
Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın