GALLER ZAMANLARI 2 / Efsane Alper

  • Paylaş:
post-title

Efsane Alper

GALLER ZAMANLARI 2

Masal gibi başladı hikâye

Yaşam ve ölüm arasında

Herkes gözümün önünde

Her söz dilimin ucunda

Her şey an be an aklımda

Benim tarihimi bana rağmen yazanlar

Bir gün neden sustuğum anlaşılacak…

Galler zamanları benim için parça parça yaşanmış zamanlar. Buraya gelmeden başlayan süreç ve burada yaşadıklarım sadece beni değil geçmişi algılama biçimimi de parçaladı… Parçalandıkça, savruldukça, ayrıştıkça kendimi yeniden keşfetmeyi öğrendim. Kimi zaman artık devam edemeyeceğimi düşündüm, kimi zaman hırsla devam etmek için kendimi zorladım, kimi zaman destek aldım, kimi zaman tamamen yalnızlığımla kala kaldım… Ama onca zamandan, onca yaşanmışlıktan sonra nihayet kendime, kendim için kendimle bir hayat kurmayı başardım…                  

Cardiff’e ilk geldiğim zamanlar altı ay şehre çok yakın bir apartman dairesinde, Türkiye’den benim gibi çıkmak zorunda olan birkaç kişi ve burada üniversiteye başlayan oğlumla birlikte yaşadık. O zamanlar günü kurtarmaya çalışıyordum. Her gün bir zanax içmeme rağmen uyumak benim için büyük bir sorun oluyordu, dışardan gayet kontrollu görünsem de aslında içimde yanardağlar patlıyordu.

O zamanlar bazı şeyler sürekli benden kaçıyordu. Uykum, huzurum, mutluluğum, inancım... Kaçanlar yetmiyormuş gibi, bir de kaçanlara inat, sürekli yapışanlar vardı. Acı- masızlıklar, çirkinlikler, duyarsızlıklar, kendine acımalar, sorumsuzluklar ve tabii hüzün… Bir yandan kaçanları yakalamaya uğraşmak, diğer yandan yapışanları temizlemeye çalışmak… Pek çok şey değişse de hüzün o zamanlardan sonra en yakın arkadaşım olarak hep kalbimde kaldı… Kalbimin bir yarısı hüzünle kaplandı.

İçten içe yanan yanardağımla birlikte, kendi kendime, içine içine yaşamaya çalışıyordum... Arada bana rağmen fışkıran lavlara şahit oldukça, yanardağın tamamen patlamasından çok korkuyorum. Bir patlarsa lavlar her yeri, her şeyi yakabilirdi. Lavlar öfke doluydu. Lavlar içimde kaynayan, lavlar tüm bedenimi yakan, lavlar hiçbir şeyi unutmamamı sağlayan. İçim onca karışıken yemek yapmam, evin düzeninin devam etmesini sağlamam ve kolayca morali bozulanların morallerini yükseltmem gerekiyordu. Sadece oğlumun değil herkesin annesi olmuştum. Sonraları çok düşündüm neden, nasıl niye böyle bir sorumluluğu üzerime aldım diye. Beni yoran, beni üzen kimi zaman elimi kolunu bağlayan, kimi zamansa olduğum yere çakılı bırakan böyle bu ağır sorumluluğun altına girmiş olmam büyük bir hataydı… O zamanlar o kadar çok gerekliliklerle boğulmuştum ki… Sanki çevremdeki herkesin hayatını ben düzeltmek zorundaydım, sanki onların mutululuğundan da, mutsuzluğundan da ben sorumluydum.  Gerekliliklerin içinde boğulup yok olduğuma çok sonraları ayabildim… Tıpkı çevremdeki herkesi memnun etminin, bana yakın olanların sorunlarını çözmenin, herkesin her derdine çare olmaya çalışmanın otizmden  bana  gelen bir armağan olduğunu anlayana kadar.

 

Tıpkı “unutamamak” gibi... Her şeyi anı anına hatırlamak... Unutamamak nasıl bir yük kimse bilemez. Unutmayı istiyorum, çünkü “hatırla- mak” istemediğim her şey içine su doldurulmuş balonlar gibi etrafımda... Lavlarımın alevleri balonları patlatmıyor. Balonlarımın içi havayla dolsa patlayacaklar biliyorum ama o sular boşalmıyor işte. Unutamamak öylesine ağır bir yük ki… Hele bir de kendi tarihini ve yaşananları sürekli değiştiren kişilerin sözlerine muhattap oldukça…                                                                                            

Unutmak ve unutabilmek... Unutmanın sorumsuzluğu, unut-abilmenin umarsızlığı... Kendini kandırmak için, kimi zaman hayatta kalmak için gerekli olan, çoğu zaman kendi kendini vuran namlusuz silah; unutmak, unutabilmek...                                                         

Herkes unutuyordu, unutmak çoğu zaman olumlanıyordu. Unutuşların, unutulanların, unutulması gerekenlerin zaferlerine bir de isim verilmişti. Unutmanın, unutulmanın, unutturmanın kutsanması “TARİH”. Bir de sürekli tarihe not düşenler vardı. O zamanlar herkesin kendi tarihi olduğunu daha anlaşamamıştım… Tarih aslında onu yazanların inançlarından öte bir gerçekliğe sahip mi, hiç emin değilim. Hangi tarih? Kazananların mı, kaybedenlerin mi yazdığı? Manupile edilenlerin mi, manupile edilenlerin mi yazdığı? Gerçekler ve tarihe düşülen notlar, benim için artık acı bir gülümsemeden öte bir anlam ifade etmiyor…                                                                  

Unutanların cennetinde geçmişin, geçmişlerin an be an nasıl değiştirildiğine şahit olmak ise, cennet olduğuna inanılan yerde cehennemin zebanileriyle yaşamak gibi... Zebanilerle yaşamanın nasıl olduğunu kime anlatabilirim ki... Anlatmaya çalışsam kim anlayabilir ki? Hiç unutamamak...                                                               

Uyumak istiyorum ama uyku beni içine almak istemiyor. Bu yetmezmiş gibi beynimdeki not defteri hiç susmadan haince aldığı notları fısıldıyor. Sadece benim not almam yetmez, sen de yazmalısın. Her şeyi anlatmalısın. Bak burada senin için her şeyi hazırladım. Direnme! Yaz...                 

                                              

                                   

                       

                                                                      

 

                                                          

                                              

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                        

                                                          

                                                                      

                                                                      

 

                                                          

                                              

                                   

                       

 

Resimler
E-Bülten

Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın