KİTAP RAFLARINDA BİR HAYAT HİKAYESİ: ÜMİT NAR RÖPORTAJI / Buse Malkoç

  • Paylaş:
post-title

Buse Malkoç

KİTAP RAFLARINDA BİR HAYAT HİKAYESİ: ÜMİT NAR RÖPORTAJI


Geçmişi bugüne taşıyan, kitap kokulu bir meslek; Sahaflık.

İzmir’in en güzel semtinde filmlerden fırlayıp çıkmış gibi bir hali var Hermes Sahaf’ın. En değerli kitapların bir arada olduğu bir yer. Ve karşımızda Hermes Sahafın sahibi; Ümit Nar. Enerjisi, içtenliği işine de yansıyor. Ümit Nar’ı tanımak için onun hayat hikayesini dinlemeye gerek yok. Bir fotoğrafından, bir kelimesinden hatta elini attığı herhangi bir işten bile heyecanı ve mutluluğu sizlere geçiyor. İşte hayallerini gerçekleştiren insanlarla, gerçekleştiremeyen insanlar arasındaki fark. Şimdi Sevgili Ümit Bey’in kitap dolu macerasına bakalım:


Gençliğinizden ve sahaflığa ilk girişinizden bize bahseder misiniz? Ne zamandır bu iştesiniz? Kitapların ve sahaflığın sizin lügatınızda anlamı nedir?

Merhabalar. Öncelikle sizi ve okurlarınızı saygıyla selamlıyorum. Ben, -çoğumuzda öyledir ya- çocukluktan itibaren kitapların, dergilerin içinde büyüdüm. Özellikle çocukluğumun geçtiği Eskişehir’de Kitapbank adlı, camında “Al Götür Oku Getir” yazan bir dükkânın müşterisiydim. Uygun fiyata kitap kiralardık, tabii o zamanlar daha çok Tom Miks, Teksas okuyordum. Bir de teyzem sayesinde tanıştığım o zamanın en etkili, muhalif mizah dergisi Gırgır okuruydum. Gırgır dünyada en yüksek tiraja sahip üçüncü dergiydi ve yanlış hatırlamıyorsam her hafta 400-500 bin tiraja ulaşırdı. Burada Oğuz Aral’ı da yâd etmek gerek elbette. Kitaba asıl tutkunluğumsa sanıyorum Rıfat Ilgaz okuyarak olmuştu.

Sahaflığa başlayışım ise 2008 senesidir, bizim meslekte henüz “çömez” sayılırım. Devlet memurluğundan istifa ederek başladım, bilinçli bir tercihti; “okur”luktan “okur-satar”lığa geçtim diyebilirim. İşim, mutlu olduğum, sevdiğim, severek yaptığım bir iş elbette. İstifa ederken şaka yollu “belki aktarlık yaparım” diyordum ama benim yapabileceğim iş bu, tutkum kitaplar.

Sahaflık ile Kitapçılık arasında ne gibi farklar vardır bize biraz bahseder misiniz?

Kitapçılık, özellikle günümüzde, daha tüketim endüstrisine içkin bir iş kolu: Çok satanlar, popüler kitaplar, öne çıkartılanlar. Bizim işimiz ise taa matbaa bulunmadan evvelki dönemde kitap istinsahı (kopyalanması) ile başlayan ve günümüze kadar gelen; aslında araştırmacı ve akademisyenlere daha çok hitap eden, nadir eser ve evrak peşinde koşturtan bir meslek. Kitabevine belli bir kitap sorarsınız, kayıtlardan bakarlar, var veya yok derler. Bizdeyse tabir-i câizse eşelenmeye, rafları kurcalamaya, aramaya, aradığınız dışında pek çok kitabı bulmaya gelirsiniz.



Dükkanınız İzmir’in en güzel yerinde. İnsanların merak edip geldiği oluyor mu?

İzmir’in güzel ve özel semtlerinden Küçükyalı’da, hem de tarihi bir köşkün içerisinde (ki, bir sahaf için en ideal dükkân bu olsa gerek) sahaflık yaptığım için mutluyum. Çok merkezî bir nokta olmadığı için bilen geliyor, bu da iyi bir şey. Zaman zaman da binayı merak edip merakını dükkânı gezerek tatmin edenler oluyor elbette.

Sahaflığın ilerleyen zamanlarda kaybolan meslekler arasında olacağını düşünüyor musunuz? Sizce birkaç sene sonra kitaplar dijital ortamlarda mı olacak? Baskı kitaplar ve dergilerin nesli tükeniyor mudur?

Kitap dediğimiz şey bir meta sonuçta ve çağlar boyunca değişen formlara sahip. Taş tabletten papirüse ve parşömene, oradan kâğıda, kâğıttan dijital kitaba ve en sonunda da e-kitap’a uzanan bir yol var. Bence bunların hepsi kitap ve biz bunların hepsini muhafaza etmeliyiz. Ama elbette işimiz az bulunan, nadirattan şeylerse bu bizim mesleğin değerini azaltmayacak, artıracak.

Okumayı sever misiniz? En sevdiğiniz türler nelerdir? Sürekli kitaplarla içli dışlı biri olarak kitaplar hakkında söyleyecekleriniz var mı? Mesela kitaplarınızı neye göre sıralıyorsunuz? Kütüphanenizdeki en değerli kitaplar hangileridir?

Her şeyden önce kitap okuruyum. Ama işe başladığımda eksik olduğum epey alan olduğunu fark edip o yöndeki eksiklerimi giderdim. Şimdi kısmen günümüz edebiyatını takip ederken, bir yandan da sosyal bilimler üzerine okumaya devam ediyorum. Kendi hesabımaysa kitapçılık tarihine dair evrak ve akıl hastalıkları ile ilgili her şeyi biriktiriyorum. Bir de küçük bir imzalı kitap rafım var.

Kötü bir okuyucu ve anlaşamadığınız insanlara rastladığınız oldu mu? İnsanlarla iletişim bazen zorlayıcı olabiliyor. Tartıştığınız bir müşteri oldu mu?

İnsanla ilişkilenen her meslek dalının işi zor. Bizim avantajımız okuyan, yazan dolayısıyla dilini terbiye etmiş insanlarla daha fazla karşılaşabilmemiz. Az oluyor dolayısıyla.

Sahaflığın zor yanları var mıdır?

Elbette, bizim gibi okuma oranının düşük olduğu ülkelerde kitaba, kâğıda dair iş yapmak zaten zor. İkinci el kitapçılık/sahaflık daha da zor. Bir ustamız işimizi “Körler ülkesinde ayna satıyoruz.” diye tanımlıyor.

Gördüğüm kadarıyla hiç boş durmuyor hep hayallerinizin peşinden koşuyorsunuz. İlgililerle röportajlar yapıyor, seyahatler ediyorsunuz. Hayatı böylesine dolu dolu yaşarken yorulduğunuz oluyor mu? Gençler sizin gibi değiller. Çok umutsuzlar ve hayallerinin peşinden koşmuyorlar. Sizce bunun nedeni nedir? Gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Benim mesleğin ileriye taşınmasına, geleceğe kalmasına dair çabalarım var, bu koşturmacanın bir kısmı o yüzden. Ayrıca kitap peşinde bir ömür zevkle koşulur. Hem yaş hem mesleki kıdem olarak çok yaşlı sayılmadığım için –bazen- delice sayılabilecek bir telaş içinde oluyorum.

Gençlere tavsiye vermek haddim değil, hem “boomer” sayılma riskim de var! Ama her ne okurlarsa okusunlar sevdikleri işi bir gün mutlaka yapsınlar.

Yirmili yaşlarınızda bu hayatı yaşayacağınızı hiç tahmin ediyor muydunuz?

Öyle ya da böyle kitaba ilişkin bir işi yapacağımı hayal ediyordum, şanslıyım ki gerçekleştirebildim.



Kitaplara ilgiyi nasıl arttırabiliriz? Sizce okuyan insanla okumayan insan arasında fark var mıdır?

Kitaplara ilgi esasen eğitim sistemi ile ilgili ve bizim iki yılda bir temellerinden sökülüp gecekondu misali yenisi kurulmaya çalışılan bir eğitim sistemimiz var. Her ne kadar görselliğin öne çıktığı bir çağa geçtiysek de bu dönemde de kitabın yeri var. Burada mesele –gençler bağlamında söylüyorum- rol modellerinin (ebeveyn, öğretmen vb) ne kadar kitaba düşkün olduklarıyla ilgili. Çocuk evde ne görüyorsa onu yapan bir varlık uzun süre.

Kitaplar dışında neler topluyorsunuz?

Bizim meslekte yelpaze çok geniş. Kitap, dergi, harita, belge… Hepsi sahafın işleri arasında. Özellikle son otuz yılda da “”efemera” dediğimiz gündelik belge ve kâğıtlar öne çıktı. Sosyal tarihi, iktisat tarihini efemeralardan öğreniyoruz. Efemera tanımına her türlü bilet, reçeteler, davetiyeler vs. giriyor. Dolayısıyla bütün bu bahsettiğim evrakı topluyor, alıp satıyorum.

Neden eski kitaplar, ilk basım kitaplar, yazma kitaplar ve yıpranmış kitaplar bu kadar değerli?

Çünkü nadirler. Az bulunan her meta da olduğu gibi kitapta da az bulunan şeyler daha değerli.

Kitapların sigaradan daha pahalı olmasına karşı bakış açınız nelerdir? Sizce kitaplar sakız fiyatına olsaydı okur sayısı artar mıydı?

İkisini kıyaslamak ne kadar doğru bilemiyorum. Aşağı yukarı her üründe vergiler yüksek. Ama kitabın ana malzemesi kâğıt ithal ve döviz karşılığı alınıyor. Bundan dolayı da maliyetler sürekli yükseliyor. Ucuzlasa çok etkisi olacağını sanmam. Ülkemizde kitap okuyan insan sayısı belli maalesef.

Gördüğüm kadarıyla sahaflar arasında muazzam bir yardımlaşma var. Hatta Sahaflar Derneği var. Siz de bu dernekle ilgilisiniz. Sahaflar arasında rekabet olmayıp yardımlaşma olunması çok etkileyici. Sizin bu konuyla ilgili söylemek istedikleriniz var mı?

Ben derneğin başkanıyım. Ayrıca kardeş bir derneğimiz daha mevcut. Küçük rekabetler mutlaka oluyor ama bizler kitabı seven insanlarız ve azız. Dolayısıyla her gerektiği anda dayanışmamızı gösteriyoruz ve bunu sürdürüyoruz. Bu hasta bir arkadaşımız için de oluyor, doğal bir afetten (mesela selden) etkilenmiş birisi için de.

Kıyafetlerin, eşyaların hatta market alışverişlerinin bile internet üzerinden yapıldığı bir dönemde yaşıyoruz. Bu mesleğinizi olumsuz etkiliyor mu?
Sahaflar internet satışına uyum sağladı, şu an hemen hemen hepimiz internetten satıyoruz. Bu sayede dükkânlarımıza ancak tatillerde ya da sahaf festivallerinde gelebilen okura da anında ulaşabiliyoruz. Ülkenin hatta dünyanın dört bir yanına internet üzerinden satış yapabiliyoruz. Dolayısıyla yeni döneme uyum sağlamış durumdayız.

Altı çizili kitaplar, not alınmış kitaplara rastlıyor musunuz? Bu sizde neler hissettiriyor? Sizce okuyucular kitaba nazik mi davranmalı yoksa küçük notlar almalı, altını çizmeli mi?

Aslında ben aracıyım sadece, okurun kendi bileceği iş. Ticari anlamdaysa elbette alırken değerini bir miktar düşürüyor. Dolayısıyla altı çizili, girişinde hediye notu yazılı kitapları ediniyor, bu şekilde olmasında sakınca görmeyenlere ya da özellikle bu tarz kitapları sevenlere ulaştırıyorum.



Bu dünyaya başka neler bırakmak isterdiniz?
Mesleğimi içeren bir iki çalışmam var, onları tamamlayıp yayınlarsam bana yeterli. Çünkü sanıyorum, istediğim gibi yaşadım.

Son olarak okuyuculara söylemek istedikleriniz nelerdir?
F451’de vardı, yasaklanmasına rağmen ezberleyenler sayesinde kitaplar geleceğe kalıyordu. Biz de o ezberleyenler gibiyiz, kitabı geleceğe aktarıyoruz. Herkesin şikâyetçi olduğu ve mutsuzlaştığı sistemin içerisinde, kültür endüstrisi tuzağına düşmeden, farklı bir tarzda kültür hayatına katkımızı sürdürüyoruz. Bizi ihmal etmesinler, yeterli.

Ayrıca ilginiz için çok teşekkür ediyorum.

Ümit Nar’a hareketli ve değerli zamanını bana ayırdığı için saygılarımı ve teşekkürlerimi sunuyorum.
Ümit Bey’e ulaşmamı sağlayan Volkan Kahyalar’a (@kitapdedektifiyiz) teşekkürlerimi sunuyorum

Ümit Nar İletişim:
İnstagram ve Twitter: @hermessahaf
Adres: Çankaya Mahallesi 136.Sokak 12/A, Konak- İzmir

Resimler
E-Bülten

Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın