EMRE VARIŞLI İLE / Onur Köybaşı

  • Paylaş:
post-title

Onur Köybaşı 

EMRE VARIŞLI İLE

Emre şu an yan yana olma ihtimalimiz olsaydı; ya yatakta ya da küvetin içinde bu söyleşiyi yapıyor olurduk. Ahlak polisleri gelmeden bize bir şarkı açsana?

Köpük dolu bir küvette olma fikri harika geldi şu an. Ama söyleşi o zaman nereye giderdi kestiremiyorum. Şu ara deli gibi tekrar Sonic Youth dinliyorum. O kadar cool bir müzik ki. Bizim gibi aynı.

 

“Kışkırtıcı bir sıradanlık bekliyor bizi” demiştin bir önceki kitabın “Ölüm Ve Piyasa"da. Sıradanlaştık mı sence ve ne kadar kışkırtıcı olabiliyoruz, gri bir ekran gibi dahi dolaşamıyoruz da artık dimi?

Kimin neye kışkıracağı belli olmaz. Bizim hayatımızı cehenneme çevirecek bir şeylere kışkıranlar da olabilir. Sıradanlık çok vahim durum ve çoğunlukla kışkırdığımız şey zaten bu sıradanlık. Dünyadaki bütün kötülüğü, sıkıcılığı ve toplam salaklığı bu sıradanlık organize ediyor. Çok sinsi bir şey yani… Gündelik hayatımın loop’a sardığını fark ettiğimde, hemen oracıkta ölmek istiyorum. Sıradanlık ve gündelik yaşamın boğuculuğu katliam gibi geliyor bana… Çok vahşi bir şey bence.

 

Bedeninin bir parçasını kamuya ayırmalarını isteseler ayıracağın yer neresi olurdu?

Ellerimi ayırabilirdim. Dokunmayı severim. Dokunulmayı sevmem ama.

 

Götten yememiş erkekler cinsel devrimi konuşamaz mı?

Tabi ki konuşsunlar ama çok uzatmasınlar lütfen. Ahkâm kesen çok erkek var. Zaten konuşmaları ve onları duymamız kaçınılmaz. Aslında orada söylemeye çalıştığım şey, eylemselliğin olmadığı bir yerde sürekli olarak havada fikirler uçuşturma bağımlılığı. Hashtagler açmak, çığır açacağını sandığın ama muhtemelen senden önce bin tane kitapta yazılı olan fikirlerini söylemeye çalışmaları v.s… Herkesin aktivist olmasını ya da götten yemesini elbette beklemiyorum… Belki de bu sonuncuyu bekliyorum bilmiyorum… Neyse, erkeklik siki tutmuş bence. Tam oldu bak bu!

 

160.km etiketli yeni şiir kitabın “Sıfır ya da Hakikat” yeni çıktı, hayırlı olsun. Nasıl oluştu kitabın gelişim süreci, nasıl yoldan çıktın bu kitapta?

Teşekkür ederim. Her şey yeniden baş aşağı etmek istedim. Yazarken her şeyden önce kendimi sabote etmek isterim. Ölüm ve Piyasa daha dünya ile ilgiliydi. Gündelik hayatın nasıl daha büyük sorunlara yol açtığıyla ilgiliydi. Bu durumun trajedisini ve komedisini anlatmaya çalışmıştım. O kitap yayımlandıktan sonra herkes çok övmüştü ama ben çoktan sıkılmıştım. Oradaki yaklaşımdan sıkılmıştım. Daha derin bir yere inmem gerektiğini hissettim. O ara halk ozanlarını, şamanları ve Anadolu mistikleri hakkında çok okuduğum bir dönemdi. İnancı, evrende kapladığım yeri, kullandığı sandığım zamanı sorgulamak istedim. “Kendin olmak” meselesini sorgulamak istedim. Doğu mistiklerinin çoğu kendin olma’yı “kendine teslim olmak” diye tanımlar. Doğamı da sorgulamak istedim. Karanlık tarafınla barışmak, barışmamak, şifa bulmak… Kısacası kendimi iyileştirmek için yazdım bu şiirleri. İnsan olarak iyileşmek. Hayvan olarak iyileşmek. Dili de tabi ki yine farklı bir yere taşımak istedim. Her kitapta farklı bir dil kullanmayı çok önemsiyorum. O dili bulamadığım sürece yazamıyorum zaten.

 

Kitap “Düşüş” başlığı altında başlıyor, burada tabir etmeye çalıştığın düşüşü biraz açar mısın? (aslında “beş dakika ara genel görüntü” şiiri bunun ve hatta kitabın cevabını veriyor, ama ben biraz daha açmanı isterim)

Kitapta “yükseldiğim yer düştüğüm yerdi” diyorum. Bu cümle şiirler çıkmadan önce bana çok yardım etmişti. Bu cümlenin izinde yürüdüm diyebilirim. Aslında ilk anlamıyla dünyaya düşmek olarak da okunabilir. Kendine düşmek olarak da… İkisini aynı gördüğümüzde ise aslında bütün “olay”ın düşüşten ibaret olduğunu görüyoruz. Sadece düşeriz.

 

Sıfıra mı hakikate mi daha yakınsın?

Kitabını yazdım ama bu konu hakkında hiçbir fikrim yok.

 

Emre Varışlı’nın kıyameti nasıl olur?

Sanırım yukarıda bahsettiğim gibi ölümcül her gündelik tekrar benim kıyametim. Mental anlamda öz yıkıma yakınımdır ancak yaşamayı severim. Merak ederim. Yarın ne olacak, nasıl bir şey yazacağım, nasıl bir film çıkacak, bugün koli bulabilecek miyim?... Falan, ama her şey tekrar düştüğünde, ben tekrara düştüğümde kıyametim kopuyor. Sonra tekrar hayata dönüyorum.

 

Kendini bildiğin yer neresi?

Arzularıma kendimi bıraktığım yere çok yakın. Ama başka bir sürü cevabı da olabilir bunun. Kendine teslim olmanın civarlarında bir yerde. Kendi kafamın içinde daha çok… Gerçi insan kendisini az manipüle etmiyor yani! Kalabalıktan uzak herhangi bir yerde de olabilir. Karanlığını açabildiğin biriyle de belki…

 

En çok neden sıkılıyorsun bugünlerde ve en son okuduğun şiir kitabı?

Aklıma ilk gelen şeyi söyleyeyim. Bir yandan fotoğraf da çekiyorum biliyorsun. Hatta son zamanlarda yazmaktan daha çok zevk verdiği anlar oluyor. Genelde sokakta çektiğim için ülkenin genelindeki yapı ve renk çirkinliği ve mutsuz, kasıntı insanlar çok canımı sıkıyorlar. En son Sinan Özdemir’in Uzay Pedal kitabını okudum.

 

Ve son olarak: Hadi dünyayı kapatıyoruz hanımlar beyler diye anons geçiyor durum çok ciddi. Çantanı hazırlıyorsun bir yandan gidiyoruz artık. En son ne bırakmak isterdin dünyaya?

Çantamı.

 

 

 

Resimler
E-Bülten

Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın