İHSAN BARAN - YANİ UZAK / Hicran Aslan 

  • Paylaş:
post-title

Hicran Aslan 

İHSAN BARAN - YANİ UZAK 

İhsan Baran'ın Sia Yayınlarından çıkan şiir kitabı Yani Uzak büyülü gerçekçi şiiri, atmosferi çok tok seslerle, bazen okuyanın şaşkınlığına bıyık altından gülerek işlemiş. Her dize evrende cismin kadar değil, kalbin kadar yer kaplarsın dedirttir size. Herkesin "siz" olduğu, içindeki bütün o susmayan kişilerin hepsi bağır çağır birer "Siz". ‘Sen’e dönüşmeyen evrendeki her şeye karşı gardını almış. Hem yabancı hem tamamıyla buralı olan yönlerimizi sisler için de ama gerçeğin canımızı yakan köşelerini de unutmadan yazmış. Belki de kitaptaki her şey ve herkes fazla gerçekti ama şairi bir hayaletti.

Kitap üç bölümden oluşuyor:

İlk bölüm "Evlerin Sıkıştırdığı" insanın bedenen hiç hareket etmeden, düştüğü yolları, gitmeden gitmenin, uzağın içindeki bütün yakınları, ev; isminin içindeki bütün özlemleri de yanına alıp yanmıştır ve o yangının enkazında hâlâ o özlemin kalp atışları duyulmakta. Ev ne içinde durabildiğin ne kaçarak kurtulabileceğin bir şeydir. Bir tabutu kaçtığın her yere götürmek gibi bir yüktür ev. Gece yarısı uykudakilerin acele ile uyandırılıp, dışarı alınarak gözlerinin önünde yakıldığı yerdir. Ev nedir? Konforsuz da olsa, yitirilecek hiçbir şeyi kalmasa da kaçsan da peşini bırakmayan kocaman bir şiirdir ev.

İnsanın hiçliğinin ilk uyandığı yerdir. İlk borçtur. Çünkü şairin dediği gibi çok tazedir gitmek. Kabadır ev, kabadır ve ondan olmanın acısı yüklüdür.

çünkü bahçelerde ölen

bir tavşanın uzaklığına benziyordu herkes

bunları anlatmış değil miydim niye şaşırıyorsunuz?(sayfa 12 Düşüncesiz Dalgın)

 

İkinci bölüm "zor harita"

dilimde bu türkülerle hangi şehre gittimse

bir odada buldum kendimi o şehrin devletiyle (yok olan 39)

 

tanrı, suyunun kirlendiğini görüyordu

biliyordu yunusun çırpındığını da

 

beni buradan alın diye bağırdığım günlerdi

almadı kimse

buralı oldum (buralı 41) 

Bir cenaze niye ağırlaşır? Tabutu ağırlaştıran ölenin günahları değil. Vücuduna dolan kurşunlardan, yanıklardan, kimliğinin, gerçeğinin konuşulmayan bütün yönlerinin ağırlaştırdığı tabutlardan, bu tabutları taşıyanlardan, gören gözleriyle yorgun adımları yazıyor İhsan Baran yer yer usanç içinde. Varlığına anlam arayarak, pasif nihilist bir edayla teslim olarak hayata. Kimliğimizden, kendimizden, evimizden kurtulamamanın kırılganlığı, dalgınlığıyla.

 

üçüncü bölüm sıcak ses

 

bir sabah kırmızı bir şeyler oldu bayırlara

birikmiş hayallere yağmur yağdı ve güneş

uzun masalları eritti gözlerimizden

o zaman çıktık evlerden, ölülerimiz de çıktılar

-ilkel bir alışkanlıktır bu bizim ölüyle yürüdüğümüz (bir kapının istediği 55)

Şiirlerinde kaynanasıyla oturan bir gelin suratı da kasapların tartışmasında taraf olan koyunları da görebiliyorsunuz. "Sanat evden çıkmadan evden kaçmanın tek yoludur." diyor Twyla Tharp. Çünkü ev peşimizi bırakmayan bir labirenttir. Cismini göremediğimiz seslerin büyümesi, ayaklanıp bizden önce koşması bu cinnetten.

 

 

 

Resimler
E-Bülten

Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın