UÇAK MAKETİ KURSU TRAVMASI / Onur Sakarya

  • Paylaş:
post-title

Onur Sakarya

UÇAK MAKETİ KURSU TRAVMASI 

Çocuktuk. Yaşadığımız muhitte uçak maketi kursu açılmıştı. Ne kadar çocuk varsa kursa yazıldı. Başıma geleceklerden habersizdim. Annem beni de yazdırmıştı. Heyecanlanmıştım. Sonuçta arkadaşlarımla birlikte bir yaz aktivitesine katılmış olacak ve bundan büyük keyif alacaktım. Gururluydum. Ellerim küçücüktü. Küçücük ellerimle bir uçağı var edecektim. Kurs başladı ve önümüze yapacağımız maket uçağın kutusu geldi. Kutuyu açtık. Karmakarışıktı. İrili ufaklı bir sürü tahta, kâğıtlar ve zımparalar. Kurs eğitmeni, tahtaları zımparalayarak işe başlayacağımızı söyledi ve ekledi; bu bir planör ve bittiğinde uçuracağız. Çocuklar sevindi, ben de sevindim. Sonuçta kendi var ettiğimiz şeyi gökyüzünde dalgalandıracaktık. Fakat kurs benim adıma çok da iyi başlamamıştı. Zımparalamıyordum. Büyük tahta parçaları neyse de planörü oluşturacak küçücük tahta parçaları elimde kalıyordu. Yere düşüyordu, fırlıyordu, kırılıyordu. Ya diğer çocuklar. Sanki bir fabrika bandında çalışan işçiler gibi hatasız bir şekilde zımparalıyorlardı. Gurur duyuyorlardı. Yetkinlerdi. Doğuştan bir planör maketi yapıcısı gibiydiler. Ufacık elleriyle planörü adeta yaratıyorlardı. Ben yapamıyordum. Olmuyordu. Psikolojim bozulmuştu. Tuttuğum her parça elimde kalıyordu. Maketim bir ucubeye dönüşüyordu. Ya onlar, ya o muntazam çocuklar. O ufak elli, o gururlu, o müthiş, o tatlı çocuklar. Arkadaşlarım. Onlar, evet onlar, uçak maketini usulca ve direktiflere uyarak bitirmek üzereydiler. Eğitmen mutluydu. Sadece bir zayiat vermişti. O da bendim ve bu onun için büyük bir başarıydı.

Uçak maketleri yani planörler yavaşça tamamlanıyordu. Ben mi? Tahtaları elimden geldiğince zımparaladım. Kafama göre birleştirdim. Kâğıtları kısa tahtalara sararak ona bir kanat yaptım. Ucube bir şey ortaya çıkmıştı. Kurs eğitmeni benimle ilgilenmiyordu bile. Çünkü ben hariç bütün çocuklar neredeyse başarmıştı. Verilen bir fire bu savaş için hiçbir şey değildi. Önemsiz bir ayrıntıydı. Fakat o tatlı, o sevimli çocuklar, aman Tanrım, o ufacık elleriyle gökyüzünü ele geçirecekleri planörlere imza atmışlardı. Harikaydılar. Hepsi birer uçak mühendisiydi artık.

Gizli gizli ağlıyordum. Tuvaletlerde, ormanlarda, odalarda. Neden ben, diyordum. Neden yapamıyorum, diyordum. Neden herkes herkesti ve yapıyordu da ben herkes olamayıp yapamıyordum, diyordum. Felsefi, zeki, düşünür bir velettim ama el becerim sıfırdı. Bu bir kâbustu. Bu beni bitirecekti biliyordum. Bu ileride bir travmaya dönüşecekti. Yine de yaptığım ucubeyi uçuracaktım…

Ve gün geldi. Muhitin futbol sahasında bütün aileler ve kursiyer çocuklar toplandı. Kurs eğitmeni yanında getirdiği düzenekle bir bir o müthiş çocukların planörlerini havalandırıyordu ve size bir şey diyeyim mi, planörler bir gurur abidesi gibi gökyüzünde beni aşağılayarak süzülüyordu. O ufacık ellerin, o tanımsız mühendislik dehaları uçuyordu işte. Kurs eğitmeni hepsini uçurduktan sonra beni yanına çağırdı ve dedi ki, istersen uçurmayalım evladım, rezil olursun. Hayır, dedim, benimki de uçacak. İnanmıştım. Onlarınki uçuyorsa benimki de uçabilirdi. Kurs eğitmeni ucubemi elimden aldı, düzeneğe yerleştirdi ve düğmeye bastı. Uçağım havalandı, uçuyor gibiydi çünkü bir on metre yükselmişti ki birden yere çakıldı. Direkt çakıldı. Havada süzülme filan yok. Yere kamikaze dalışı yaptı. Herkes gülüyordu; aileler, onların uçak maketi ustası çocukları, hatta eğitmen, herkes katılarak gülüyordu. Bitmiştim. Etrafımdaki herkes dalga geçer gözlerle gülüyordu. Fısıldaşıyorlardı. Kıpkırmızı olmuştum. Uçağımın yanına gittim, onu havaya kaldırdım, koştum koştum bıraktım yine çakıldı. Gülüşmeler arttı. Tekrar denedim, tekrar ve tekrar… Karanlık bastırmak üzereyken, herkes artık yavaş yavaş giderken, ben deniyordum. Uçmalısın, diyordum. Gülüşmeler kesilmiş, yerini acıyan bakışlara bırakmıştı. En sonunda ben de pes ettim. Futbol sahasında bir Allahın kulu kalmamıştı. Yapamamıştım. O ufacık elli, o küçücük bedenli arkadaşlarım becermişti. İşte o gün, bir tahtam çatlamıştı ve bu kesinlikle son olmayacaktı. Planörü çöpe attım ve ağlayarak evime doğru yürüdüm.    

Resimler
E-Bülten

Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın