DÜNYANIN HARİKALARI VE VEDA BANDOSU / Onur Sakarya

  • Paylaş:
post-title

Onur Sakarya

onr.sakarya@hotmail.com

DÜNYANIN HARİKALARI VE VEDA BANDOSU

Duvarları beyaz badanalı boş bir oda. Cilalanmış parkeler. Duvarda, boşluğu rahatlatan bir film afişi. “Dünyanın Onuncu Harikası.” Yıl 2050’ler olmalı. Zamanın sonları. Ya da bu saçmalık. Afişin ortasında pazısını şişirmiş bir cüce. Cüce sakallı ve aç. Aç olduğunu hissediyorum. Hemen yanında aç bir fil. Ve onların altında aç bir yılan. Yılan, Miki Maus maskesi takmış. Fil tütün içiyor. Cüceyiyse boş verin. Odanın köşesinde kulakçıkları ıslanmış karton kutu. Kutunun içinde anı, an parçacıkları. Fotoğraflar, oyuncaklar, çiviler, kurdele, lastik tokalar, ufal bir vazo, kar küresi, köpekbalıklı, nesneler işte... Ölü çiçekler.

Hemen diğer köşede eski bir valiz. Yeşil, deri. Ağzı açılmış ve içindekiler dışarı dağılmış. Sütyen, jartiyer, masa tenisi raketi, don, gömlek… Etim sıcak parkeye yapışmış. Salyangozlara benziyorum. Süründükçe, arkamda kan sümükleri gibi bir iz bırakıyorum. Kanlı sümükler. Valize doğru sürünüyorum. Valizi mi boşaltmalıyım yoksa kutuyu mu? Valiz zaten boşalmış. Kutuyu boşaltmalı. Sonra valizdeki giysileri kutuya koyup, üzerine gideceği yerin adresi yazılmalı. Koli bandı ve rahatlama. Hayır bitmedi. Otogara gidilmeli. Bir otobüs firmasıyla küçük çaplı bir anlaşma yapılmalı ve güm! Kutu orada. Işık hızı. Nesneyi hareketlendirmeli. Yıl 2050 olamaz! Ve uyanıyorum…

Nesneyi hareketlendirmeli. Hızı mı kast ediyorsun? Nesne hızlanmalı mı? Nesneyi bir mancınıkla fırlatmak. Buradan 1000 km öteye ya da nesneyi büsbütün kutulara gömüp toprağın altına saklamalı. Hepsi mümkün. Kutulara gömmek ve bez bebekleri de yakmak. Bez bebeklerini yakmak istediğini biri söylemişti. Rüyalarını kelimelere gömmek.

Rüyalarını kelimelere gömmek. Tüm yapabildiğin bu mu? Nesneleri 1000 km öteye doğru hareketlendirmek. Nesneyi itip başka bir hayat başlatmak. Onların vadilerinden çam kozalakları ve anı kırıntıları indirmek.

Tüm yapabildiğin; “Karton kutulara nesneleri gömmek. Tüm yapabildiğin dünyanın sonunu hazırlamak. Aklındaki neydi? Kıvılcımlar saçan demir martılar mı? Veda bandoları yahut kasırgalar mı? Elbirliği ile dünyanın sonunu getirdik. Kutulara sürtük kâğıtlar koyduk. Ve sürttük gecenin bir anda devrildiği o kuyuda.

Kuyu; ölmeden önce balçığa bulandığımız yer. Tarlaların, kısrakların, gecenin döllendiği yer. Kuyu, ölmeden önceki son durağımız.

Kutu; sinir ve korku. Asitle değil rüyayla eritilmiş uyku. Kında biriken anı. Solgun birkaç çocuk tanıdınız. Vesikalık zombiler. Anlat hadi bana ılık rüyalarını.

Rüya; biri vardı. Bir şeyin içinde de dışında da. Tülü vardı. Tütsülü bir ormanın dallarında. Rüzgâra dedi ki: “Bu bir rüya oğlum. Rüya damıtılmamış kargaşa. Damıt onu oğlum; aç pencereni. Bırak, girsin içeri güneş. Al onu oğlum. Hayatın tüm çiçeklerini."

Rüya vardı. Bir şeyin sağında veya solunda ya da yukarı, arka, ön, sonda, altta, bir yerlerde işte... Rüya damıtılmamış kargaşa.

Atların koşma vakti geldi. Uzun soluklu platolarda mı? Güzel kırlar, güzel eller, çiçekli bahçeler? Hayır! Hayır! Ve hayır! Atlar ışık olmak için koşacaklar. Ateşin ve dumanın krallığına. Kudurmuş köpeklerin, kadife haydutlarının, paslı rüzgârların, dolu fıçıların…

Burada bir kadın gördünüz mü? Yanıldığını anladığı anda ölecekmiş gibi bakan. Tütün sarıp, şövalye çağıran. Böcekleri ve gülleri öpen. Karton kutularını dağların ardına göndermeye hazır. Atların yurdundan büyücü çağıran o kadın… Onu seviyorum!

Dağ geçitlerinde uyudum. Mânâ çektim, tek attım. Kendi girdabımdan koru beni!!!

Kardeşlerim!

İki yüzümüz de suyun yüzüne çıktı.

Biri Doğuda, biri Batıda.

Birbirimizin ellerini kıydık.

Çekilmiş, kurumuş, ölmüş denizlerimizi sakladık.

Paket yırttık, kâğıt kanattık.

 

Kardeşlerim!

Dünya kör ve bencil.

Dünya elbet yuvarlanır.

Bakır kaplar yalan.

Kıvırcık mor saçlar yalan.

Jiletin keskin huyu yalan.

Dünya sadece yuvarlanır.

Biz de onun uğultulu gölgesinde.

Onun rahminde.

Onun 99 adlı kucağında.

 

Kardeşlerim!

Güneş gölgemi tırtıklıyor.

Dokunamadığınız anlar olmak istiyorum.

Annenin oyunculuğu.

Aşk gıdıklamaları.

Sevimsiz bir gülüş.

Yanan kalp.

Kırgın dost.

 

Kardeşlerim!

Yemin ederim.

Sizinle beraber yuvarlanmaya devam edeceğim.

 

Kardeşlerim!

Yağmur suyu, vadiden aşağı doğru akıyor.

Yağmur kokudur artık.

Bütün bu su onun elleridir.

 

Yağmur,

Kareli pantolondur.

 

Ve yağmurun gözleri vardır,

Dünyanın gözlerini gören.

Tanrının gözlerini gören.

 

 

Resimler
E-Bülten

Bültenimize abone olun ve en yeni güncellemelerimizi doğrudan gelen kutunuza alın.

Yorum Bırakın