
Erkan Karakiraz
ŞİİRİN ANOMALİSİ ŞAİRİN TA KENDİSİDİR
8.4 VE FERGUN ÖZELLİ ŞİİRİ
İlk şiir kitabını yayımladığı 1985 yılından bu yana dünya, teknolojik, bilimsel, ekonomik, politik ve ekolojik düzlemlerde ele alındığında, köklü değişimlerden geçti. Yıllar içerisinde gerçekleşen değişimlerin farkındalığıyla, şiirini toplumsal ve bireysel anlamda düşündüğünde, Özelli, özü açısından değil, daha çok biçimsel açıdan değişikliklerden söz edilebileceğini savunmaya başladı; şiirinde bu düşüncesini uygulamaya koydu. Bu çerçevede, farklı bir eleştirel dil yaratma güdüsüne sarılarak ve kurduğu dili yıllar içerisinde sürekli geliştirip kullanarak şiirine yeni katkılar sağladı.
Özelli şiiri, 8.4 ile vardığı noktada, artık hurufatın, sesin, görselliğin -mesela tüm kitap boyunca içeriği beslediği ölçüde görsel katkılar da sunan, belki de Ahmet Güntan’dan ödünç alınmış köşeli parantezler- önemsendiği kadar içeriğin de en az bu unsurlar şiddetinde önemsendiği yapıtlarının sonucudur. Şair, uygulanabilirliğinin tüm zorluklarına rağmen, uç tekniklerle sözünü sakınmayan eleştirel içeriği başarıyla buluşturma noktasında bir tür ustadır artık. Ancak bu ustalık, Turgut Uyar’ın dile getirdiğince, acemiliğini seven, onunla barışık, korkulu bir ustalıktır.
***
Vahşi kapitalizmi, totaliter rejimleri, faşizmi, inanç sömürüsünü, hakikatin çarpıtılmasını, ekonomik uçurumları, rayından çıkmış küreselleşmeyi, insan hakları ihlallerini dillendiren şiirlerdir bunlar. Alenen, işaret ve ifşa ederek. Tıpkı Vahşi Veraset’te ve kısmen de Ayaz Cümle’de olduğu gibi 8.4’ün bütününe yayılan, evrensel bir çağa tanıklık etme ve bu rahatsızlığı dillendirme izleği gözlemlenir. Zorunlu olarak politik olan, kaçınılmaz olarak etik açıdan ve yer yer ironik bir yaklaşımla şiir kılınır 8.4’te. Kendi gözlemlerinden süzdüklerini sanata dönüştüren bir şairin sesi çoğalıp yankılanır şiirlerde. İşte tam burada, Özelli’nin neredeyse tüm kitaplarında yüksek bir farkındalıkla varlık bulan gerçekle gerçek olmayanın çatışmasından doğan o belirsiz kurgusal alanın öneminden bahsetmek gerekir.
Özelli şiirinde, lirikle anti-liriğin, gerçekle kurgunun bir aradalığıyla muhatabını sarıp sarmalayan poetik tavır, 8.4’te şimdiye dek Özelli şiirinde hiç olmadığı denli yüksek perdeden ses verir. Özelli, 8.4’te vites büyütmüştür. Kitapta, tanıklıkları dolayımında güncel politikayı eleştirisinin hedefi hâline getirmeyen tek bir şiir dahi yoktur. Vahşi Veraset’tekinden çok daha sert, tavizsiz, tahammülü kalmamış, eyleme kışkırtan bir eleştiridir bu seferki. Şair bu kez, neredeyse kendisi olarak o Araf-metinde soluk almaktadır. Şiirler, gerçekliğe şairin orada oluşuyla yaklaşırken, bunun kurgusal bir metin içerisinde gerçekleşiyor oluşuyla da aynı zamanda gerçeklikten uzaklaşmaktadır. Söz konusu durum, gerçekliğin metin içerisinde varlık bulmasının doğal sonucudur aslında. O yüzden kitaptaki şiirlerde kimi zaman gerçek deneyimin kendisi, kimi zaman da kurgu, birer yabancılaştırma efektine dönüşürler.
Kitabı, okur açısından en heyecan verici kılan unsur, Özelli’nin aslıyla suretini homojenleştirme başarısıdır. İşte tam orada, şairin asıl sesiyle şiirde anlatıcı olarak kendisinin gölgesini canlandıran bir tür persona olarak konuşan suretinin sesi, birbirini doğrulayıp yalanlayan birer unsur olarak birbirine karışır. Şiirden bağımsız kendi varlığı, şair ünvanıyla vücut bulan, şiiri yazan/yapan ikincil varlığı ve şair kimliğiyle metinde konuşturduğu varlığı ile oradadır.
8.4’te öyle bir an gelir ki okur bu üçünden hangisini dinlediğini/okuduğunu/takip ettiğini bilemez olur. Oysa tüm bu kafa karışıklığı yaratan bir aradalığa rağmen şair, niyeti buysa bile, yine de apaçık bir biçimde hiçbir zaman metnin hiçbir anında/biriminde orada değildir. Bazen bu durum bir paradoks yaratır. Şair oradaysa orada değildir ya da şair orada değilse oradadır. Özelli şiirlerinin belki de tek anomalisi, şairin ta kendisidir. Kendi özüne dair bilgiler, görüntü parçaları, deneyimler, düşledikleri, öngörüleri, arzuladıkları bu anomalinin semptomlarını görünür eder.
***
Tüm ögeler, 8.4 özelindeki derdin, yani eleştirel içerikte karşılığını bulan şiirin bileşenleridir. Özelli’nin şiirinin üzerinde dolaştırdığı el, bilinçle hareket eden, farkındalığı son derece yüksek bir eldir. Hiçbir şiire herhangi bir önkabulle başlamadığı hâlde kitaptaki her şiir ölçeğinde ilgili şiirin bütününden çıkarılabilecek birer önkabul bulunmaktadır. Kitaptaki hiçbir şiir rastlantısal bir anlam üretme peşinde olmamakla birlikte, şiirler, anlam düzleminde değilse de rastlantısallık düzleminde, birer alan açma olasılığını taşıdıklarını gösterme potansiyeline sahiptirler.
Temelde Özelli’nin niyeti rastlantısallığı en aza indirgemekken, örneğin kitapta “son dakika… son dakika…” isimli şiirdekine benzer bir yaklaşımla çatılmış şiirler, okurun o rastlantısallığı metinde deneyimleme olasılığının bulunduğu yapıdadırlar. Metne kesip yapıştırdığı ek bölümlerle, buluntu-şiir ya da cut-up tekniğini hatırlatan, gerçeğe doğrudan işaret eden müdahalelerde bulunur. Bu müdahalelerin metne katkısı ya da faydası açısından birer anımsatıcı mı yoksa metnin asıl söylemek istediğini besleyen güçlü ögeler mi olduğu konusu muğlaktır. Anti-lirik şiirin asıl meselesi, belki de bu muğlaklıktan bir gerçeklik çıkarmasıdır ve Özelli bu meseleyi nasıl yöneteceği, açıklık ve muğlaklık yaratacağı alanları nasıl inşa edeceği konusunda maharetini her birimde gösterir.
Kitapta, liriğe yöneldiği anlarda ise o sesin keyfini çıkarmaktan başka bir eğilim göstermez. Sözünü ettiğim kafa karışıklığını gidermenin önünü açan, tam da bu türden bir vurdumduymazlık, kendinden emin olma hâli ve kendinde içkin olanı açık etme güdüsüdür. Çoğu kez somut bir gerçeklikle metafora varıyor olması ise anti-lirik olanın beklenmedik biçimde hedef şaşırtan bir gerçeklik kazanmasına sebep olur. Özelli’nin anti-lirik olandan metafor çıkarması, bu yaklaşım için de uzak bir ihtimal olmasıyla özeldir. Şiirden ilgili müdahaleleri çıkaracak olsak şiir gücünü yitirmese de -ki salt lirik şiirde istenmeyen bir sonuçtur- kimi ayartıcılar eksiklik duygusu yaratacaktır.
***
Fergun Özelli’nin yazmaya giriştiği şiirin, kulağa biraz klişe gelecek ama, değişmeyen tek şeyin değişim olduğu düsturu ve kaygısıyla ilerlediğini ve süreklilik arz eden bir değişim şiiri olduğunu söylemek gerekir. Her kitapta, geçmişte yazdıklarını yok saymadan, bir sonrakine yepyeni farklılıklar, artılar katmak üzere yola koyulduğu gözlemlenir.
Örneğin Kilitli Defter, şairin düzyazı şiiri ilk kez denediği kitaptır. Narin Zehir, fontlarla oynamaya başladığı ilk kitaptır (daha sonra bu türden farklı font kullanımını Vahşi Veraset’te ve 8.4’te artırmıştır). Vahşi Veraset ise yine geçmişini ve geleneksel olanı ötelemeden başka olasılıklar ve imkânlar bulma yolunda atılmış bir adımdır ki o kitapta sözcüğün tekrarlanan sesle en fazla ilişkilendirildiği, sözcük seçiminin biçemin en önemli unsuru hâline getirildiği bir yönelim söz konusudur.
Kanımca, Vahşi Veraset, biçim ve politik dilin sesinin yükseltilmesi açısından, Özelli’nin şiirine en fazla devingenlik getiren kitabıdır. Bu deneyin, farklı formlarda, fakat içerik açısından dünyanın gidişatını ve harcıâlemin ötesine geçen bir politik dil kurmayı önemsemesi açısından Ayaz Cümle’de ve evet, 8.4’te de devamı gelmiştir.
***
Fergun Özelli, edebiyatın en üretken isimlerinden biri. Yayımlanmış kitaplarının yanında bir o kadar da yayımlanmayı bekleyen dosya var elinin altında. 2018’de kendisiyle altıncı şiir kitabı Vahşi Veraset odağında yaptığım söyleşide, son soru olarak, gaflette bulunup, ‘Vahşi Veraset’ten sonra okuru nasıl bir şiir kitabı bekliyor? diye sormuş, şu yanıtı almıştım:
“Sevgili Erkan, gerçek anlamda bir okurum varsa ve bu okurlarım, yeni kitaplarımın yayımlanmasını bekliyorlarsa, küçük bir itirafta bulunabilirim: evet, altı kitap bekliyor sırada. Bunlardan ilki, Kilitli Defter isimli kitabımı daha üst, daha farklı bir yere sıçratan, okuyanlara, deneme/öykü/şiir tadı da verebilecek sıkı metinlerden oluşan bir metin dosyası. İkinci ve üçüncüsüde, Aşkıya ve Narin Zehir’de yaptıklarımı daha da ileri taşımaya çabalayan yeni iki şiir dosyası... Diğer üç dosya da üzerinde çalışmakta olduklarım. Bunlardan ilki yine şiir; ikilik, üçlük ve dörtlüklerimi kapsıyor. İkincisi de şiir; ama o, ismine şimdilik Kovulmuşlar dediğim ve yıllardır şairlerin tüm kitaplarını okuyarak, onların şiirlerinden söktüğüm ipuçlarıyla onları yazdığım (bir bölümü Yasakmeyve şiir dergisinde yayımlanmış) ‘şair şiirleri’; desenleri de sevgili Metin Üstündağ’a ait… Üçüncüsüyse, epeydir üstünde çalıştığım, (ilk öykü kitabım Sarhoş Kapı’yı da aşmaya çalışan) yeni bir öykü kitabı. Dahası da var; onlar da bir türlü bitiremediğim Damlacık kitabı ve bir türlü yeniden yazımları için ciddi bir şekilde ilgilenemediğim tek şiir incelemelerim… Bakalım, zaman benden yana çalışacak mı hepsini toparlayıp gün ışığına çıkarabilmek için… Dilerim onlar için de harcadığım emekler de yerini bulur ve tamamlanırlar…”
O söyleşiden sonra Fergun Özelli üç kitap yayımladı: Ağustos 2020’de Ayaz Cümle, Ekim 2020’de Dımdızlak ve Aralık 2021’de 8.4.
8.4, Özelli’nin sekizinci şiir kitabı. Şairin ilk şiir kitabı Buralardan Gitmeliyim’den (Gündem, 1985) 8.4’e (160. Kilometre, 2021) kadar geçen sürede geçirdiği değişimi incelediğimde, daha önce başka yazı ve söyleşilerde dile getirdiğim üzere, şairin, geçmişini yadsımadan başka patikaları yoklayan bir şiir yolculuğunu sürdürdüğünü iddia etmek hâlâ mümkündür.
***
Bugüne kadar daha çok öykü ve şiir türünde kitaplar yayımlamış olsa da bu iki türün birbirlerinin sınırlarını ihlal ettiği metinler de söz konusu Özelli’nin yayımladıkları içerisinde. Kilitli Defter ve Ayaz Cümle gibi kitaplarını bu türden bir sınır ihlalinin örnekleri olarak okumak gerekir.
Her kitabında sadık bir okuru olarak, uygulayacağı yöntem konusunda ısrarcı ve inatçı bir tavır içerisine girdiğini deneyimlediğim şair, 8.4’te, metni sözcükler ya da ek dizeler / ek tümceler ile sürekli sekteye uğrattığı bir yöntem izler. Uygulamada metni yolundan alıkoyan her türden saldırı mevcuttur. Kimi engellemeler -evet, böyle diyebiliriz- ilgili şiiri yoldan çıkarırken ilgiyi ilgisizlik noktasından çoğaltarak kurarken, kimileriyse metne doğrudan bağlanmaları hasebiyle çok daha organik bağlarla şiiri kuşatır. Verili dili olduğu gibi kabul etmekten yıllardır uzak duran şair, 8.4’te yeni deneyler, yeni buluşlarla muhalif, direngen özelliklerini iyice bileyip sivriltir ve uzlaşmaktan kaçabildiği kadar uzağa, geçici olarak -sonraki kitaba kadar- konuşlanır.
Bu bağlamda, 8.4’ü de hesaba katarak söylersek, Özelli şiiri, atıflarını bambaşka yerlerde arayıp bulan, şiirin varlık koşullarını ters yüz etme niyetinde olan, bir yandan tehlikeli konulardan bahsederken biçimsel olarak da riskler alan, tehlikeli bir şiirdir. Özelli ve benzerleri, her şiir yazdıklarında dizinler, dipnotlar, referans listeleri yeniden gözden geçirilir.