
Hicran Aslan
Bİ ÇİL Û ÇAR ZİMANAN NEWROZ PİROZ BE – KIRK DÖRT DİLDE NEWROZ KUTLU OLSUN
21 Mart, güneş ışınlarının Ekvator'a dik vurması sonucunda aydınlanma çemberinin kutuplardan geçtiği an. Dünya çapında çeşitli halklar tarafından kutlanan geleneksel yeni yıl. Doğanın uyanışı ve bahar bayramı olarak Newroz kutlamalarını başlatanın Pers Kralı Cemid olduğu söylenir. Persepolis'de sadece newroz gününde sabah saatin 06.30'unda güneşin ilk ışıkları gözlemevindeki büyük kabul salonuna denk geliyordu ve bu olay sadece 1400 yılda bir gerçekleşiyordu. Bu durum, aynı zamanda Babillilerin ve Yahudilerin yeni yılı ile çakışıyordu ve bu nedenle bu kutlamaların eski toplumlar için çok uğurlu ve ِönemli sayıldًığı açıktır. İran'da güneş takvimine göre ilk ay olan Farvardin'in ilk günü olan Newroz, 5 günlük resmî tatil olarak kutlanır. Newroz'un habercisi olan Hacı Firuz Hristiyanlıktaki Noel Baba'ya benzer şekilde bu tarihler arasında çocuklara hediyeler dağıtır.
2010’dan başlayarak Birlemiş Milletler Genel Kurulu, 21 Mart’ı “Dünya Newroz Bayramı” olarak kabul ediyor ve Kültür Miraslarını Koruma Kurulu, Newroz’u ‘Dünya Manevi Kültür Mirası’ listesine dahil ediyor.
Newroz'un Kürtler için apayrı bir anlamı var. Kürt mitolojisinde yer alan şekli ile Demirci Kawa Efsanesi, acımasız Asur hükümdarı Dehaq'a isyan eden mitolojik kahramanın öyküsüdür. 612 yılında Kürt Kral Cemid’i yıkarak yerine geçen Asur imparatoru Dehaq; Mezopotamya halklarına, Kürtlerin ataları olan Medlere, İranlıların ataları Perslere ve şimdi soyları tükenen Hurilere, Babillilere, Elamlılara çok zulüm yapıyordu.
Dehaq, çok amansız bir hastalığa yakalanır. Her iki omuzunda iyileşmeyen yaralar çıkar. Omuzundaki yaralar kapandıkça tekrar açılmaya başlar. Korkunç acılar yaşamaya devam eden Dehaq, ülkedeki bütün hekimleri çağırır ama hiçbiri derdine çare bulamaz. En sonunda hekimler bu acıların dinmesi için, yaraların her gün iki gencin beyinleriyle tedavi edilmesi gerekir, der. Dehaq’ın emri ile her gün iki Kürt genci saraya getirilir, başları kesilir ve beyinleri yaralara koyulur. Zamanla gençlerin ölümü halk arasında büyük tepkilere neden olur. Halk korku ve dehşet içindedir.
Sonraları Armail ve Karmail adlı iki kardeş Dehaq’in Sarayına aşçı olarak girmeyi başarırlar; çünkü bu duruma tahammül edemezler. Her gün getirilen iki genci saklarlar, onların yerine iki koyun beynini Dehaq'a sunarlar. Kendi yerlerine koyun kesilip kurtarılan Kürt gençleri ise dağlara kaçarlar. Bu durum yıllarca sürer.
Kürt Med Generali (Kawa), tüm halkların desteğini alarak, Asur zulmüne ve zalim Dehaq'a karşı ayaklanr. Kawa, halkını ve bunca senedir dağlara sığınan gençleri örgütler, büyük bir ayaklanmanın başına geçer. Dehaq'in Sarayına gizlice giren Kawa, onu balyozuyla ِöldürür. Onu öِldürdüğünü sarayın dışında bekleyen taraftarlarına haber vermek için. Önceden anlaştıkları gibi sarayın yüksek bir yerinde büyük bir ateş yakar ve bu ateşi gören taraftarlar sarayı basarlar. Böylece sabaha karşı Dehaq'ın krallًığını yıkarak sarayı ele geçirirler.
Artık halk için yeni bir dönem başlamışıtr. Her yıl Kürtler ve Farslar 21 Mart'ta büyük ateşler yakarak, özgürlüklerine kavuştukları bugünü kutlamaktadırlar. Musa Anter, “Bu efsane, Kürtler tarafından kendilerini güçlü ve farklı hissetmeleri için bir hatırlatıcı güç olmaktadır ve yaktıkları ateşte özgürlüklerinin simgesi haline gelmiştir” der.
Newroz; Kürtlerin en eski dini olan Zerdüşt'ün Kitabı Zend-Avesta’da, İran mitolojisinde, antik dönem Fars mitolojisinde, Firdevs'in Şerefnamesinde, Ömer Hayyam'ın Newroznamesinde, Şerefxan'ın Şerefnamesinde ve günümüzde çeşitli yazılı eserlerde değişik şekillerde işlenmiş, günümüze tanıtılmıştır.
(Göktürklerin) Ergenekon'dan demirden dağı eritip çıkmalarının da Newroz'la, baharın gelişiyle, doğanın uyanmasıyla ilişkilendiğini biliyoruz. Yani demir ve ateş sembolleri burada da karşımıza çıkar.
Ateş deyince Prometheus, tanrısal düzene kafa tutmuş, karşı çıkmış ve sonunda insanoğlunu yaratarak ve onlara ateşi (yaratıcılığı, bilimi, uygarlığı) vererek bu düzeni değiştirmeyi başarmıştır. Ateş geçmişten beri bilgiyi, direnişi, haber vermeyi, tutkuyla peşine düşmeyi dile getirir. Prometheus insanlara acıdığı için onlara kıvılcımı çalar ve ateşi hediye eder. Bundan dolayı her gün bir kartal onun karaciğerini yer. Aydınlanma, haberleşme anlamlarında da kullanılan ateş, bütün mitolojilerde ve inançlarda beraberinde cehennemi de getirmiştir. Ateş; ceza ile özdeşleştirilir. Cehennemle. Şeytani hislerin baskınlığıyla. Ateş, talan etmek, ele geçirmek, aşk, tutku, tükenene kadar O'na ulaşmaya çalışmak anlamına gelir. Ateşi bilgiden, haberleşme ve direniş ögelerinden koparıp cehenneme, sürekli sallanan parmağa, bir tehdit ve yoldan çıkma imine çevirmek. Tüm bunlar doğal bir hafıza inşaasına yol açtı. Sünni İslam alimleri ateşi (bilgiyi) ateşperestliğe (bilgiye tapmaya), zerdüştlüğe götürür. Newroz kutlamalarına karşı çıkarlar ve bunun ateşperest geleneğin bir uzantsı olduğuna dikkat çekerler. Zerdüştlerin putperest yani ateşperest olduğunu düşünürler ve inancın bulaşıcılığı korkusuyla yasak olmasını isterler kutlamaların.
Benim için Newroz; 90'lı yıllarda neredeyse bütün şehrin kepenklerinin kapalı olduğu boş sokaklar demek. Darabalara değen cop, silah dipçiklerinin çıkardığı korkunç sesler ve çığlıklar eşliğinde yapılan kutlamalar... Küçük de olsa bir ateş yakarak bir çeşit direniş dili ve umudunun diri tutulduğu bir sembol. Diyarbakır 5 Nolu Cezaevinde, yaşamıyla "Newroz ateşi yakan" Mazlum Doğan. 1992 yılında on binlerce Kürt'ün toplandığı Cizre'de onlarca insanın hayatını kaybettiği kanlı kutlama, aldığım cop darbesiyle kolumu uzun süre kullanamamam... "W" ve"O" harflerinin ölüm kalım meselesi olduğu yıllar. "Nevruz bayramsa onu da biz kutlarız." hicvi.
Ben, çocukların kaybolduğu masalları severim; hiç kaybolma şansımız yoktur çünkü. Nereye gidersek gidelim kendiliğinden politik olmanın yükü Prometeus'un karaciğerini yiyen kartal gibi omuzumuzda. Yeniden yeniden yenilen ve tekrar doğan bir coğrafya. Tüm bu atmosferde yolumuzu bulabilmek, hayatta kalabilmek için Hansel gibi ardıma bıraktığım ekmek parçacıkları benim için sözcükler. Ne yazık ki sözcüklerin hepsinin o ekmek parçaları gibi yenileceğinin ve o kartalın tam oldum dediğimiz anda yeniden bizi tüketeceğinin farkındayım.
Dehaq'ın omuzlarındaki yaralar (bazı kaynaklarda yılanlar) toplumsal adalet duygusunun yitirildiği bir terazi gibi. Sana doğruyu fısıldayan sağduyu bitmiş; hayatta kalmanın bozukluklarıyla, gençlerin beyinleriyle beslenen sistem hâlâ ayakta ve hâlâ ona karşı bilginin-aydınlığın, dağların-isyanların öğrencileri, direnişte!
Tüm bu im'ler eşliğinde "Bi Çil û Çar Zimanan Newroz Piroz Be!" "Kırk dört dille Newroz Kutlu olsun."